kenan's profileKÜLTÜR VS SANATPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    August 08

    Ertuğrul Karakaya (1955 -gökte bulut yan yan gider

    Ertuğrul Karakaya (1955 - 8 Haziran 1977) 1977 ODTÜ'de Öğrenci Temsilcilerinin örgütlediği boykotta Güvenlik güçleri tarafından öldürülen devrimcidir. Ankara Yüksek Öğretim Derneği, Devrimci Yol, Devrimci Gençlik gibi örgütlerde yer almıştır.
    1955 Uşak'ın Eşme ilçesine bağlı Güney Köyü'nde doğan Ertuğrul Karakaya'nın ailesi Salihli'ye göçer. Annesi Ayşe Karakaya Salihli Devlet Hastanesi’nin Kadın Doğum Servisi’nde hasta bakıcılık yapmaktadır. Babası ise işsizdir. İlkokuldan sonra Darüşşafaka’nın sınavlarını kazanıp İstanbul'da yatılı okumaya başlar. Daha sonra ODTÜ'de mühendislik öğrenimine başlar.ODTÜ Öğrenci Temsilciliği Yönetim Kurulu sözcüsü iken 13 Şubat 1977'de Hasan Tan'ın ODTÜ'ye rektör olarak atanması nedeni ile başlayan boykotta sözcü olması nedeni ile öne çıkar. O dönemde ODTÜ'ye giriş ve çıkışlarda Jandarmanın yaptığı rutin aramaların bir gruba yapılmaması nedeni ile Öğrenci Temsilcileri ile jandarma arasında tartışma çıkar. Jandarmanın zaten içeride olan temsilcilerin üstünü aramak istemesine Ertuğrul Karakaya karşı çıkar. Karakaya'nın tekrar okulun içine doğru koşması üzerine jandarma ateş açar. Ertuğrul vurulur ve yere düşer. Yanına koşan jandarma üstüne bir de Ertuğrul´ü süngüler. Gelen ambulans jandarma tarafından geri çevrilir. Ertuğrul 45 dakika can çekişir. Ancak, Karakaya orada ölür. Cenazenin Ankara'da yapılmasına izin verilmez. On bin kadar güvenlik gücünün görev aldığı Salihli'deki cenaze törenine yüz bine yakın kişi katılmıştır. O günden sonra ODTÜ'nün A1 giriş kapısı, Karakaya Kapısı olarak bilinir.
    8 Haziran 2005’te arkadaşları ve ailesinin Ertuğrul Karakaya'nın mezarı başındaki anma töreninde Ertuğrul Kaya'nın 73 yaşında ve görme engelli annesi hakkında güvenlik kuvvetlerine silahlı direnme göstermek suretiyle suç işleyen Ertuğrul Karakaya'nın ölüm yıldönümü olan suç tarihinde umuma açık mezarlık içinde aleni olarak işlenen suçu ve suçluyu övme iddiasıyla, TCK'nin 215/1 maddesine göre 2 yıl hapis istemiyle Salihli Cumhuriyet Savcısı Seyfullah Öselmiş tarafından dava açılmıştır. Davaya itiraz eden avukatlar mahkemeden "Ertuğrul Karakaya"nın işlediği suçun ne olduğunu ve hangi suçun övüldüğünü sormuştur ve mahkemece verilen yanıtta Karakaya'ya ait bir suç olmadığı belirtilmiştir. Avukatlara verilen yanıtta ayrıca Osman Özdemir'in Karakaya'nın katil zanlı olarak daha önce yargılandığı ancak serbest bırakıldığı anlaşılmıştır. Bu durumu ilk kez öğrenen avukatlar 28 yıl sonra davayı temize götürmüşler ve serbest bırakılan sanığın yeniden yargılanmasını talep etmişlerdir. [1]

    Gülten Akın'ın Ertuğrul Karakaya için yazdığı ağıt. Sonradan, bestelenip Sevinç Eratalay tarafından seslendirilmiştir.

     

    gökte bulut yan yan gider
    yaralarından kan gider
    töresi batası dünya
    kahpe kalır şahan gider

    Ortadoğu'nun dumanı
    jandarma bilmez amanı
    Ertuğrul'a düğün ettik
    ot biçim orak zamanı

    osman seni osman seni
    yoz eğitmiş ustan seni
    vururlar mı arkasından
    sizde arkadaş diyeni

    halkın bağrından biçtiler
    birer birer hepimizi
    başarmadan ölmek yoktu
    böyle m'ettik kavlimizi

    hasına canım hasına
    haber salın babasına
    odtü'de bir yiğit ölmüş
    kuşlar dönüyor yasına

    yavan yerdi yavan değil
    sabırlıydı, söven değil
    hayata tümüyle tutkun
    bir şey seçip seven değil

    kapılara faşist gelmiş
    var mı demiş, sor mu demiş
    ankara'nın kanlıları
    ertugrul'u vur mu demiş

    salihli'den çağrılıyor
    kazma kürek deriliyor
    düğününe varacakken
    ölüsüne varılıyor

    yumasalar yumasalar
    yol üstüne komasalar
    bilen olur bilmez olur
    garip öldü demeseler

    doğru ya yiğit doğru ya
    canavar girdi sürüye
    ölür mü yiğit olanlar
    ertugrul benzer diriye

    April 04

    MUHSİN YAZICIOĞLU'NA MEKTUP




    Seni tanıyordum.

    Elinde silah, Komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.

    Önce Ankara da sonra İstanbul da ve tüm bir ülke de kana bulamadığın sokak, Kahvehane, Okul avlusu, Fabrika önü kalmamıştı.

    Ev baskınları yaptın, kör karanlıklarda.

    Boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı. Bahçelievler de yedi canıma sen kıydın.

    Ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.

    Sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.

    16 Mart katliamında kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.

    1979 kışında, Ankara Ziraat Fakültesi öğrencisi, Sabit Torun’u Balgat ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.

    Kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.

    Maraş’ı kana sen buladın.

    Annelerimizin karnındaki, bebeklerimizi katlettin.

    Bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.

    Yozgat, Çorum ve 93 te Sivas ta yine sen vardın.

    Bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum,
    Madımak ateşe verildiğin de, “tahrik var” diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.

    Korkağın tekiydin.

    Uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
    Bu yüzden olsa gerek seni yalnız başına kimse görmedi!

    Kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.

    Ardında iş ortağın onca ‘tosuncuk’ varken, hep güvencede hissettin kendini.

    Bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!

    Bahçeli de seviyor seni, Baykal da, Tayyip te, Erbakan da.

    Halen arkan sağlam.

    Ardından methiyeler düzülüyor!

    Yazık oldu sana yazık. Ölümün böyle olmamalıydı!

    Ateşe verdiğin o Maraş yolu, canını aldı!

    Çakılıp kaldın bir dağın başına.

    Beş santim buz tutmuş bedenin.

    Zavallı ürkek yüreğin donmuş!

    Üzülmedim.

    Hiç unutmayacağım söz!

    Aklıma Faşizm düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım.




    March 13

    işte akp nin canını sıkan mail, 2008 deki ilkler,

    Bir süreden beri internette mail gruplarında dolaşan bir mail var. İçeriğine baktığınızda bir takım bilgilerin toplandığı ve bunların "ilkler" diye sunulmasından ibaret.
    AKP Genel Merkezi'nin canını oldukca sıkan bu maili bugüne kadar tam 7 milyon internet kullanıcısı okumuş. Yahoo ve Gmail mail gruplarında şu sıra en popüler içeriklerden birisini bu mail oluşturuyor. ..
    İşte AK Parti'nin canını çok sıkan o mail:


    "Türkiye'deki icraatlarının unutulmaması ve bakar körlerin gak guk etmemesi
    için Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP'nin Türk siyaset tarihindeki bazı
    ilklerini hatırlatmakta yarar görüyorum.
    1- İlk defa bir Başbakan " Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz" dedi
    2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı
    3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı.
    4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura "İMF'yi ikna edin" dedi.
    5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı
    6- İlk kez cari açığın üstünde borçlanma yapıldı
    7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye'de banka satın aldı.
    8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
    9- İlk defa düşük faizli dış borç yüksek faizli iç borç ile ödendi
    10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islamiyeti yok etmeye yemin
    eden bir Papa'nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
    11- İlk defa bir Başbakan " Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya" dedi.
    12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi.
    13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı.
    14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan " Üstün Cesaret Ödülü" aldı.
    15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
    16- İlk defa bir Başbakan " bir dönem dini kullandık" dedi.
    17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
    18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
    19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti.
    20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
    21- İlk defa bir Başbakan İslam dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP'un eş başkanı oldu.
    22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerininevlerin e sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı.
    23- İlk kez İsrailli bir işadamına çok gizli bir şekilde 800 milyon dolar kaynak aktarıldı.
    24- İlk defa bir Başbakan yapılan ihalede önce uçak istedi ama sonra Mercedes'e razı oldu.
    25- İlk defa fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı.
    26- İlk defa bir Başbakan Türkiye'yi pazarladığını açıkça itiraf etti.
    27- İlk defa tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı.
    28- İlk defa bir Başbakan çiftçilere " Gözünü toprak doyursun" dedi.
    29- İlk defa kap kaç diye bir sektör ortaya çıktı.
    30- İlk defa zina suç olmaktan çıktı.
    31- İlk defa bir Başbakan en fazla yurt dışı gezisi yaptı.
    32- İlk defa bir Başbakan " Borç yiğidin kamçısıdır" diyerek borçlanmayı bir başarı olarak gösterdi.
    33- İlk defa enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 kuruştan 88 kuruşa indi.
    34- İlk defa çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi.
    35- İlk defa bir Başbakan Danışmanı Amerikalılara Başbakan için "Bu adamı kullanın, onu rogara süpürmeyin " dedi.
    36- İlk defa GSMH artarken KDV tahsilatı yerinde saydı.
    37- İlk defa bir Başbakan TMSF katkısıyla bu kadar çok TV ve gazete yönlendirdi.
    38- İlk defa Türkiye Cumhuriyeti' nin Cumhurbaşkanı misafir olarak gelen bir kralın ayağına gitti.Hem de 10 Kasım günü...
    39- "İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ÇİFTÇİYE "ANANIDA AL GİT" DEDİ...
    40- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ŞEHİD ZİYARETTİNDE "ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR"DEDİ
    41- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN 300 M LİK GEMİYE GEMİCİK DEDİ.
    42- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ..... GAZETELERİNİ OKUMAYIN TELEVİZYONLARINI AÇMAYIN DEDİ.
    43- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNEN İNSANLARI DİNSİZLİKLE SUÇLADI.
    44- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN İÇİN CUMHURİYET MİTİNGLERİ YAPILDI.
    45- İLK DEFA BİR HALK KENDİ LAİKLİĞİNDEN VE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN OLMAKTAN KORKTU...
    46- İLK DEFA ATAMI ANLIYORUM."


    Bu hızla Tayyip Erdoğan bu dönemde ülkemizde ki her şeyi özelleştirmiş olacak...
    İş bu ya özelleştirmeye ve satmaya kafayı takmış olan başbakanımız en sonunda kendisini özelleştirir mi?
    - Türk Telekom, Arap'ın.
    - Telsim İngiliz'in.
    - Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
    - İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. .
    - Araç muayene işi Alman'ın.
    - Başak Sigorta Fransız'ın.
    - Adabank Kuveytli'nin.
    - İETT Garajı Dubaili'nin.
    - Avea Lübnanlı'nın.
    - Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık Ermeni...)
    - Rakı, Amerikalı'nın.
    - Finansbank Yunanlı'nın...
    - Oyakbank Hollandalı'nın.
    - Denizbank Belçikalı'nın.
    - Türkiye Finans Kuveytli'nin.
    - TEB Fransız'ın.
    - Cbank İsrailli'nin.
    - MNG Bank Lübnanlı'nın.
    - Alternatif Bank Yunanlı'nın.
    - Dışbank Hollandalı'nın.
    - Şekerbank Kazak'ın.
    - Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
    - Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
    - Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
    - Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nı n.
    - Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
    - Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
    - İzocam, Fransız'ın.
    - TGRT(Fox) Amerikalı'nın.
    - Demirdöküm Alman'ın.
    - Döktaş Fransız'ın.
    - Süper FM Kanadalı'nın.

    Hepsi TÜRK' tü bir zamanlar... sadece 5.5 yıl önce. (yani AKP hükümetinden önce)
    Önemli! Borla çalışan araba üretildi, Türkiye kıskaçta. Arabayı bor madeniyle çalıstıracak patentli 600 proje olduğu ortaya çıktı. Turkiye, dünya rezervinin yüzde 70`ine sahip."

    --
    AYDIN İNSAN ARAŞTIRIR, YARGILAR VE SONUCA VARIR.
    CAHİL, YOBAZ; DUYAR, GÖRÜR VE HÜKME VARIR

    YA BİR YOL BUL, YA BİR YOL YAP, YA DA YOLUMUZDAN ÇEKİL...
    February 11

    basında RedHack tempo dergisi

    Kızıl siber korsanlar
    ''Halk İçin HACK''

    Sekiz kişilik çekirdek kadroyla, devlet kurumlarının internet sitelerini hedef alıyorlar. İddialarına göre İstanbul Emniyeti Trafik Müdürlüğü sitesini kırarak, trafik cezalarını sildiler. RedHack adlı solcu siber teröristler, TİKKO ve DHKP-C gibi örgütlerin taşeronluğunu da yapıyor
     

    Sekiz ‘hacker’ (bilgisayar korsanı), kararlaştırdıkları saatte bilgisayarın başına oturdular ve saldırı, zaman kaybetmeksizin başladı. Hepsi aynı anda, kıracakları internet sitesinin zayıf noktalarını tespit ederek sisteme sızdılar ve tüm verileri silerek ciddi bir enformasyon hasarı verdiler. Orak çekiçle bezeli logolarını ve sloganları olan ‘Halk için hack’ yazısını sitenin ana sayfasına bıraktıktan sonra sistemden, geldikleri gibi sessizce ayrıldılar.

     

    İddialarına göre, şimdiye kadar Başbakanlık, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve çok sayıda kamu kuruluşunun internet sitesine sızarak ciddi zararlar veren ‘RedHack Team’ yani ‘Kızıl Hacker’lar Grubu’ bu tarz eylemlere sıklıkla imza atıyor. Bugüne kadar, sadece yaptıkları eylemlerle haber olan komünist hacker’lar, illegal eylemlerini, ilk defa MSN (elektronik mesajlaşma sistemi) üzerinden Tempo’ya anlattılar.

     

    TEMPO: RedHack ne zaman, kaç kişiyle kuruldu? Kurulmasına kim öncülük etti?

    REDHACK: RedHack, 1997’nin mayıs ayında, ‘Aynılar aynı yerdedir’ ilkesinin bir defa daha kendini doğrulatmasıyla, ‘Manyak’ ‘nick’li (kullanıcı adı) yoldaşımız öncülüğünde ve ‘cHaLLeNGe’ ile ‘ttx’ yoldaşın yardımcılığında kuruldu.

     

    T.: İlk kurulduğunda kaç kişiydiniz, şu anda kaç kişisiniz?

    R.H.: İlk kurulduğumuzda üç kişiydik. Fakat şu an üye ve aday üyelerimizin toplamı sekiz. Biz dar bir grubuz. Forum grubu değiliz. İcraat grubu olduğumuz için az sayıda, ama kalifiye elemanlarla hareket ediyoruz. Çekirdek kadromuz böyle olmasına karşın, bize bugüne kadar emek verenlerle beraber, yaklaşık 75 kişilik ‘hacker’ çevresiyiz.

     

    “Birbirimizi tanımayız”

     

    T.: Hepiniz Türkiye’de mi yaşıyorsunuz?

    R.H.: Hayır. Üyelerimizin çoğunluğu Türkiye’de olmakla beraber, yurtdışında da üyelerimiz olduğunu tahmin ediyorum. “Tahmin ediyorum” diyorum, çünkü bizim grubumuz, mücadelenin esas alanı olarak ‘illegal’ mücadeleyi esas seçtiği için, üye yoldaşlarımızın nerede olduğunu bilmeyiz. Bunu sormak, öğrenmeye çalışmak yasaktır. İsim, yer, cinsiyet gibi ayrıntılarımızı bilmeyiz.

     

    T.: Siyasi olarak hangi örgüte yakınsınız?

    R.H.: Siyasi olarak hiçbir örgüte yakın değiliz. Hepsine aynı mesafedeyiz. Ama tabii ki önceliklerimiz var. İllegal mücadeleyi esas alan ve düzenin reformist-parlamentarist bataklığıyla yollarını ayırmış örgütler daha yakın olduğumuz örgütlerdir. Olaya örgüt bazından çok, ezilen halkların, Türkiye ve dünya proletaryası cephesinden bakıyoruz. Eylemlerimizi de bu çerçeveyi baz alarak yapıyoruz. Ama elbette devrimci örgütlerin gündemlerine göre de eylem yapmışlığımız var. Onların isteklerine göre pratik sergilediğimiz de olur.

     

    T.: Yani sizden bir şey talep ettiklerinde, uygun görürseniz yapıyorsunuz?

    R.H.: Tabii ki... Biz devrimci dayanışmanın ürünü bir grubuz. Sadece onlar değil, devrimci-demokrat kim bize haklı bir taleple gelirse, karşılık veririz. Ama devrimci örgütlerin talepleri bizim için daha kutsal ve daha önemlidir.

     

    T.: DHKP-C, TİKKO gibi yapılanmalardan sizlere zaman zaman talep geliyor mu?

    R.H.: Bu gibi yapılanmalardan direkt talep gelmez. Sonuçta bunlar da illegal örgütlerdir. Ve biz, sadece onların yarattığı mücadelenin bir parçasıyız. Fakat endirekt bazı şeyler gelmiştir, hatta direkt geldiği zamanlar da olmuştur. Biz de bu istekleri değerlendirip gerekli şekilde, istenilen görevi başarıyla yerine getirmişizdir. Genel kanının tersine, eylemlerimiz veya yaptığımız işler basit web sayfası kırmakla sınırlı değildir.

     

    T.: Hedeflerinizi nasıl seçiyorsunuz?

    R.H.: Hedeflerimiz, ezilen çilekeş halkımızın gündemine göre belirlenir. Bunun haricinde, belirgin eylem takvimimiz vardır. 6 Mart, 8 Mart, 18 Mayıs, 30 Mart ve 1 Mayıs gibi günlerde eylemler yaparız.

     

    T.: Devlet sitelerine de saldırıyor musunuz?

    R.H.: Evet, genelde devlet sitelerini hedef alırız. Hatta bize göre, kırılmadık devlet sitesi kalmamıştır. 1997’den bu yana, devlet siteleri başta olmak üzere Türkiye tabanlı sitelere saldırıyoruz. Saldırı derken, biz bunu ikiye ayırıyoruz. Örneğin bir bakanlık sitesiyle, bir hastane sitesine yapılan saldırı aynı değildir. Hastane sitesini kırdığımız zaman hiçbir zarar vermeyiz. Bildirimizi bırakıp gideriz. Ama bir bakanlıkta durum böyle olmaz. Verebileceğimiz en büyük zararı veririz.

     

    T.: Şimdiye kadar hangi devlet sitelerine saldırdınız?

    R.H.: Başbakanlık, çeşitli bakanlıklar, TÜBİTAK, birçok siyasi parti ve birçok banka. Hemen hemen Türkiye’deki yarıdan fazla illerin valilikleri, kara kuvvetleri, deniz kuvvetleri, hava kuvvetleriyle ilgili siteler kırdıklarımız arasında. Emniyet Genel Müdürlüğü ve birçok bölge müdürlüklerini de kırdık.

     

    T. Peki saldırı anı nasıl oluyor?

    R.H.: Belirli bir günde, hepimiz birden saldırıyoruz. Ama bunun hazırlık aşamasında görev paylaşımı oluyor. Herkes kendi yeteneğine göre konumlanıyor, görevlendiriliyor. Sonra belirli bir saatte saldırılarımıza başlıyoruz.

     

    T.: Yaşlarınız kaçla kaç arasında ve meslekleriniz ne?

    R.H.: Yaşlarımızı ve mesleklerimizi bilmeyiz. Ama bizler, forumlarda hava atmak için, çeşitli popülist duygularını tatmin etmek için, sözüm ona ‘hack’ işine girişen, milliyetçilik oyununu oynama yaşını geçenlerdeniz. Yaşımız biraz var yani...

     

    “Bilgisayarda yaşamıyoruz”

     

    T.: Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

    R.H.: Bizler esasta komünist devrimcileriz. Reel hayatımızda da devrimcilik yapan insanlarız. Yani akşam internette hack yaparken, sabah Akdeniz Üniversitesi’nde kurşunlara göğüs gerebilme ihtimalimiz yüksek. Bilgisayarda yaşayan insanlar değiliz. Bize göre bu, bir araç ve biz de bu aracı kullanmakta oldukça iyiyiz.

     

    T.: Önümüzdeki dönemde hangi tarz eylemlerde bulunmayı planlıyorsunuz?

    R.H.: Bizim eylemlerimiz site kırmakla veya sansasyonel işler yapmakla sınırlı değil. Geçmişte birçok ses getiren iş yaptık. Propaganda amaçlı olarak halen yapmaktayız. Ama asıl olayımız, ses çıkarmadan iş yapmaktır. Karşı devrimin deformasyon ve manipülasyon masasına, elimizden geldiğince devrimci yöntemlerle karsı çıkıyoruz. Bilgi sızdırmak, bilgiyi manipüle etmek, bilgiyi karşı tarafların arasını açabilecek konuma getirmek bizim için daha önemlidir. Biz, tüzüğü olan bir örgütüz ve ‘Bilişim Masası’ ile savaş halindeyiz.

     

    T.: Polisin Bilişim Masası’nı mı kastediyorsunuz?

    R.H.: Tabii ki... En son İstanbul Emniyeti Trafik Müdürlüğü sitesini kırıp trafik cezalarını silerek ciddi hasar verdik. Bu olaydan sonra Bilişim Masası İstanbul’a taşındı ve özel bir büro haline geldi. Geçen aylarda yine İzmir Valiliği’ni kırdık. Orak-çekiçten rahatsız olan malum zümre peşimize düştü ve evleri bastı. Bizim yerimize başka insanları götürdüler. Biz de İzmir polisinin sayfasını kırarak cevap verdik.

                                                  __________________

     

    4. RedHack Neden Var?

     

     

    2005 yilinda yayinlanan bir bildirimizi guncelliginden kaynakli yeniden yayinliyoruz...


    1997 de kurulusumuzun ustunden 8 sene gecebilecegi ve tekrar bu isimle sizlere seslenebilecegimiz belkide bizim icin bir hayaldi. Ve simdi kisitli imkanlarla kurdugumuz REDHACK, yeniden ve elbetteki amator ruh, profesyonel calisma tarziyla sizlerle. Sizlere yani bizimle gonul beraberligi icinde olan bizlere imkanlarini sagliyip bizi destekleyen herkese simsicak, asice ve yeniden kizil merhabalar.. Bu gun bu satirlari yazmak sizinle tekrardan bulusmak bizim heycanlanmamiz icin yeterli bir sebepti. 1 mayistan bu yana kirdigimiz bircok site, konu oldugumuz basin, zaten gelisimizin habercisiydi :)

    Emperyalist-kapitalist sistem buyuk bir buhran icindedir. Suregen krizlerini yokedememekte sadece "kontrol" edebilme boyutunda caba sarfetmektedirler. Ellerinde bulundurduklari "subjektif olanaklari"ni bizlerin yani hak eden emekcilerin uzerinde bir baski bir hegamnonya kurabilmenin araci olarak kullanmaktadirlar. Bu araclardan biride "teknoloji"dir. Teknoloji objektif olarak -ilerlemesinden kaynakli- devrimci olmasina ragmen, egemenlerin elinde karsi-devrime hizmette bir arac olarak kullanilmaktadir. Teknoloji'yi kapitalist-emperyalist sistemin kendi dogasi geregi "kar hirsi"nin bir parcasi olarak bizlere karsi yoneltmektedir. Ellerinde buludurduklari "4. kuvvetler"i, "medya" ile emekcilere karsi uyguladiklari savasta piskolojik boyutuda hesaba katarak yol almaya calismaktadirlar. Onlara gore, ideolojiler olmus, siniflar bitmis ve hersey para olmustur. Bu masali, ellerinde bulundurduklari medya, basin yayin araclariyla yaymaktadirlar. Bu masalla halkimizi, halklari uyutmaya calismakta, dahasi ulkemiz halkinin buyuk bir bolumude bu masala inanip, varolan haksizliklara boyun egmeye zorlamislardir. Finans kapitalin en vahsi diktatorlugunde yasayan halklar bizim halkimiz gibi elbetteki bu baskiyi dahada yakindan gormuslerdir.

    Iste tamda bu baskilarin oldugu bir ortamda bu baskilarin, egemenlerin "kar hirsi" etrafinda kullandiklari "internet ve bilgisayar" ortamina da yansimasi kacinilmazdi. Muhalif fikirler susturulmali muhalif dusunceler yok edilmeliydi. Parasiz yazilim, acik kod, lisansi kamuya ait sistemler, kapitalizmin dogasina aykiriydi. Onlara gore hersey para olmaliydi. Para babasi Microsoft en az petrol sirketleri gibi tehlikeliydi. Ustelik bizim gibi ulkelerde de IMF tepedeydi. ustelik World bank ve IMF gibi kurumlar verdikleri borclarla ulkeyi bagimli yani yari-yeni-somurge yapiyorlardi. Verdikleri borclarla bagimli kildiklari ulkemizden Istedikleri an IRAK daki kardeslerimize bomba yagdiriyor istedikleri an insanlari F tiplerine atiyorlardi. Insan haklari diyip yuruyuslerde insanlari "cami duvarinda" panzerle ezmeye kadar goturuyorlardi. Net ortaminda da bunun benzeri oluyor "devrimci-demokrat" sitelere, forumlara git gide saldirilar artiyor, yukselen milliyetcilik cogu "hacker" arkada$i esir aliyor, onlara yunan sitelerini kirip bayrak dikmenin "ulkeyi kurtarmak" oldugu gibi bir sacmaligi empoze ediyorlardi. Bu surec ve bu gibi surecler tum baskilara ragmen REDHACK 1997 nin Mayis ayinda gozlerini dunyaya acmasina yol acti..


    "Bu bir 'efsane.' 'Kahramani Yu Kung adindaki ihtiyar. Yu Kung bir gün evinin önündeki koca dagi devirmek ister.
    Ve kazmaya baþlar. Kom$ulari, ihtiyarla alay ederler.
    'Koca dag yok edilir mi' diye. Yu Kung, komþularina $öyle der:
    - Dag büyüyecek deðil ya... Yeter ki ben cocuklarim, cocuklarimin cocuklari dagi yerle bir etmekten yilmayalim.


    Iste Mao'nun, Yenan'da, parti okulunda soylemis oldugu bu cumleler bizleri ve amaclarimizi aslinda apacik gozler onune sermektedir. RedHack kurulusundan buyana halkin yaninda olmaya ve karsimizda olan "zenginlerin" sistemini, "burjuvazinin diktatorya"sini bu alandada tesir ve tecrit etmeye calismistir. 97 yilinda iki coder ile basladigimiz bu seruven bugun 8 yildir suren mucadelemizde onlarca coder onlarca security uzmanini bunyemizde barindirarak devam etmistir. 1997'den bu yana bircok baski gormemize, bircok tehdit almamiza, bircok sorusturma-kogusturmaya ragmen REDHACK olarak bugunde yine dimdik ayakta ve halkin yanindayiz. Ideolojimizden, hayat gorusumuzden, birbirimize sundugumuz baglilik ve kardeslik iliskisinden hic bir zaman taviz vermeden bugunde yine variz ve yarinda olacagiz.

    Dunyadaki hackerlari bu felsefe ve cati altinda bir araya getirip sistem ve duzen icinden cekip cikarmak gorevlerimiz arasindadir. Buyuk bir birlik kurup bu "karmasikliga" son verip felsefemiz isiginda saglam bir temelde ve kolektif i$ler yapmak, dunyayi sallamak hayallerimiz arasindadir. Orgutlere bagli olmamakla beraber tek bagimiz devrimci-demokratlar ve onlarinda bagli olduklari cefakar halkimizdir, dunya halkaridir. Hic bir orgute bagimli olmamak demek tabiki, hocaci, maocu, stalinci, anarsist demeden "illegal" i esas diger mucadele bicimlerini tali yapmis tum "muhalif radikal devrimci"leri savunmak demektir. Ve tabikide dunya halkarinin sesini burada da yukseltmenin yolu enternasyonal bir hacker birligidir. Bu amacla Turkiye ve Dunyadaki gercek "hacker" dostlarimizi bizimle kontak kurmaya davet ediyoruz. Ne demistik? Hersey Ogrenmek ve Ogretmek icindi ve hersey kolektif, samimi, durustce ve buyuk bir mucadele icindi..

    Bugune kadar bizlere, REDHACK'e, "hack" kulturunun gelisimine emek vermis eski dostlarimizi, grup uyelerimizi, suan hukuki problemleriyle aramizda bulunmayan 2 arkadasimizi ve yuzlerce taraftarimizi herzaman kalbimizde, bilinclerimizde sakladigimizi bilmelerini isteriz. Sizlerin huzurunda bu degerlerimize, gecmiste bize emek veren tum uyelerimize ve taraftarlarimiza tesekkur ediyoruz. Emekleri, emeklerimizdir. Popularist Hack kulturunden uzak, Hack felsefesini, analiz sentez baglaminda, celiskilerinide ele alarak, ozgur yazilim felsefesi senzeziyle algilayan bizler, ne amacsiz sadece "yikim" icin olan hack'ten yanayiz, nede insanlara "sirinlik" olarak yapilan hack'den yanayiz.

     

    Elbetteki ne de "ulkenin cikarlari" adi altinda "davs-cgi-php" aciklariyla, yunanli kardeslerimize kin kusarak insanlik disi olmaktan yanayiz. Biz halkarin kardes olduguna ve "hack"in kendine has entellektuelligi ve open source ilkeleri geregi sistem karsitligi diyebilecegimiz bir kulturu olduguna ve bu kulturunde "sistemin dayatmalarina" karsi olmakla es deger olduguna inanmaktayiz. Bizler "kurtlar vadisi" mitomanisini seyredip, depresyondaki EGM'nin "aptal" dergisi araciligiyla demokratlara karsi saldirin emrine uyup, kardeslerimize saldiran "sovenist" unsurlardan siyrilmis bir takimiz. Ve bu takim ya$amaya ve uretmeye mahkumdur.

    Sizler, mucadelemizin bireyleri, sizlerden istegimiz, kendinizi bu alandada yetistirmeniz ve bize destek sunmanizdir. Sizlerden istegimiz bizleri bu alanda yanliz birakmiyip her alanda "gerici fikirlere" karsi bizle olup bizleri desteklemenizdir. Sizlerden istegimiz insanca bir dunya yaratma mucadelesinde, "sanalda ve reelde" her alanda, kapitalizmi, emperyalizmi, fa$izmi, sowenizmi ve herturden gericiligi mahkum etmenizdir. ve Sizlerden istedigimiz bir seyde, olanaklariniz olcusunde bizlere yardimci olmanizdir.REDHACKyasayan bir organizmadir ve bu organizma fikirler-hareketler ekseninde buyur cogalir. Bize sunacaginiz parasal olmayan her destek (olanaksal, yeteneksel.) bizleri zafere dahada yaklastiracaktir. Unutmayalimki; umut, emek verdikce buyur ve cogalir ve umudu yaratacak olanlar hakedenlerdir, teoriyle-pratigi birlestirenlerdir. Desteklerinizi bekliyoruz..

    P.S: Sayfamizda suan bazi yerler, ornegin REDZINE tasarim asamasindadir. Daha onceleri takip edenler bileceklerdir REDZINE , REDHACK in Elektronik Hack dergisidir. Kisa zaman sonra REDZINE'yi ve onun bunyesinde olusturulacak REDFORUM'u, hizmetinize sunacagiz. Program bolumumuzu kaybetmemizden kaynakli tarafimizca yazilmis yeni birkac isinize yaricak program koyduk daha sonraki surecte arsivimizi yeni programlarla gelistirecegiz.

    RedHackers olarak yani tum REDHACK uyeleri olarak gonul dolusu selam ve sevgi gonderiyoruz. .]

    Her$ey illegal :]

    Emperyalizm Kagittan kaplandir
    .


    Red Hackers Association /REDHACK 1997-2005

    18 Mayis 2005

     

     

    http://www.kizilhack.org/

     

    madem okadar okudunuz  bir  arkadaşların sitesine  bir bakın

    3- RedHack Niteligi ve Amaclari



    1) R.H.A cesitli milliyetlerden Turkiye ve Dunya proleteryasinin ve ezilen halklarin teknolojik alandaki saldiri, savunma, arastirma-inceleme ve gelistirme gucudur. R.H.A bilisim ve iletisim sektorunde calisan isciler veya bu dalda uzman kisilerden olusur. R.H.A’ya rehberlik eden, ezilen sinif ve halkarin ortak ideolojisinin bu alana yansimasiyla sekillenen REDHACK felsefesidir. Bu felsefe Marksist diyalektigin, bu alani yorumlamasindan baska birsey degildir.

    2) R.H.A 1997 Mayisinda kurulmustur. Kurulusundaki mantik ; « Marksizm dogma degil bir eylem klavuzudur » kuramina dayanmaktadir. Somut kosullarin somut tahlili ilkesinden yola cikan teknoloji sektorunun bilisim ve iletisim kollarinda alinteri doken yoldaslar tarafindan Turkiye’de kurulmustur. Eylemlerine yon verecek esas merkez Turkiye olmak uzere esas gorevide Turkiye Devrimci Hareketine devrimin bu alaninda, yardimci olabilmek, Turkiye ve dunya proleteryasina ve de ezilen halklara bir nebzede olsa dayanisma gosterebilmektir. Bu dusunceyle yola cikan R.H.A, dunyaya bakis anahtari Diyalektik Materyalizmle, basta acik ve ozgur kod olmak uzere bircok teknolojik yeniligi analiz ederek, bu alandaki savasin yonteminin adini REDHACK olarak koymus, REDHACK sentezine varmistir. REDHACK felsefesi ; ezenle ezilenler arasindaki savasin, gelisen teknolojik kulvarlarda ezilenler lehine kullanmasinin, gelistirilmesinin adi ve mantigidir.

    3) R.H.A hic bir orgute direk veya dolayli bagintili degildir. R.H.A, ulkemiz cografyasi esas olmak uzere dunya genelinde sinif yararina teori ve pratik gosteren, sinif dusmanlariyla amansiz savasan tum devrimci orgut ve uyelerinin sanal alandaki gucudur.Bu beraberligi, dayanismayi bozabilecek tum hareketleri devrimci dayanisma bozgunculugu olarak anlar, grupcu, benci tum bu tur pratiklerle amansiz mucadele eder.

    4) R.H.A’nin maddi varolusu, cagimizda, genelde teknolojinin, ozelde bilisim ve iletisim teknolojilerinin nitel anlamda aldigi mesafeler ve geldigi boyutla aciklanir. Dusunsel varolusuda, bu alanda sinifimiza ve sinifimiz yararina ne varsa saldiran egemen dusunceye bir baskaldiris, sinifimiz lehine subjektif kosullarinin gelistirilmesi dusuncesidir. R.H.A teknolojinin emperyalizmin kontrolunde olmasinina ve egemenlerin cikarlarina kullanilmasina karsin, teknolojiyi, ilerlemesinden kaynakli ozunde devrimci gorur. R.H.A teknolojiye degil, teknolojiyi ezilen halklara karsi bir baski araci olarak kullanan ve kendi subjektif kosullarina yedekliyerek kar amaciyla kullanan emperyalizme karsidir. R.H.A teknoloji ve kollarinin, tekelci kapitalist haydutlarin elindeki gucle, kendi cirkef emelleri icin ellerinde tutulmasini lanetler. R.H.A, Devrimci hareketin, sosyalizm ve yuce komunizm mucadelesinin basariya ulasma durumunda, teknolojinin ozune uygun, insanligin yararina ve hizmetinde, kolektif ve ozgur bir bicimde kullanilacagi bilinciyle hareket eder. Nihai hedef komunizm icin hic bir fedakarliktan kacinmaz.

    5) R.H.A bileseni, Marksizmi birlik icin temel kriter, butun pratiklerine yon veren teorik temel kabul eder. Turkiye ve Dunya devrimi icin mucadele eden illegal devrimci Marksist orgutler basta ve oncelikli olmak uzere, enternasyonal proleterya ve ezilen halklarinin yararina, teknolojik alandaki arastirma-inceleme-gelistirme, savunma ve saldiri orgutudur. Ve bu ilke geregi, kendi konusunda, enternasyonal proleteryayi birlestirebilecek butun cabalari gosterir. Ayni zamanda iletisim ve bilisim kollarinda emek veren tum proleter bilincli hacker’lari, enternasyonal hacker orgutumuz Red Hackers Block (RHB) altinda orgutlemeyi oncelikli gorevlerinden kabuleder.

    6) R.H.A, uyelerini ve halki herturden milliyetcilige ve sovenizme dayali dusuncelere karsi enternasyonalizm ruhu ile egiterek, bu tur egilimlerin gelismesine asla musade etmez.


    7) R.H.A Uluslarin Kendi Kaderini Tayin Hakki (UKKTH) ilkesini, kayitsiz, sartsiz, kosulsuz kabul eder. Her turlu milli imtiyaz ve ustunluge karsi cikar, tum milliyetlerin tam hak esitligini savunur.

    8) R.H.A yurttugu mucadele platformu olarak, iletisim ve bilisim teknolojilerini esas, diger teknolojik platformlari tali gorur. R.H.A bu mucadele biciminde, illegal mucadeleyi esas, diger mucadele bicimlerini tali gorur. R.H.A ulkemizdeki objektif kosullarin dayatmasinin neticesinde, tum orgutlenmelerini illegal olarak yapma stratejisini benimser.

    9) R.H.A kendi icinde gonullu birliktelige dayanan bir digital orguttur. Demokratik merkeziyetcilik esaslarina gore tum uyeleri icin gecerli bilincli ve kosullari gozardi etmeyen devrimci disiplin hukum surer. Elestiri ve oz-elestiri’yi gelisimin en onemli sartlarindan biri kabuleder. Devrimci sorumluluklarindan ve felsefesinden, irade ve eylem birliginden dogan gucunu zayiflatan ve R.H.A’yi yikmayi amacliyan hiziplerin varligina asla musade etmez. Her turden oportunizme karsi kararlilikla mucadele eder.Sinif mucadelesinin sadece disarda oldugunu reddeder, bu mucadelesinin yansimasi olan sapmalarlamucadeleyi elden birakmaz. Burjuvazinin sadece distan degil, ictende saldirabilecegini ve R.H.A’yi turlu oyunlarla tasfiye etmeye calisacaginin bilinciyle hareket eder. Proleter devrimci kulturu, egemen yoz kulture karsi icte ve dista tutarli ve kararli bir sekilde, savunur gelistirir ve yayar.

    10) R.H.A gorev olarak, Devrimci hareketin subjektif kosullarini guclendirmenin yani sira, devrimin objektif kosullarinda, yonetenle yonetilen arasindaki celiskiyi, gercekleri rehber alarak derinlestirmek, devrimci hareketin gundemini yonetilenlere tasiyarak, halklarin gercekleri ogrenmesini saglayarak objektif sartlarin dahada olgunlasmasini saglamaktir.


    11) R.H.A diyalektik materyalizm ile yorumladigi teknoloji kavraminda, incelemesini yaptigi « yeni teknolojiler » ve ayaklari havada kalan « ozgur ve acik yazilim » felsefesini bir netlige oturtarak « halk icin hack » sentezine varmis yani REDHACK(Kizil Hack) sentezine ulasmistir. REDHACK felsefesi, her turden amacsiz, bilincsiz teknoloji kullanimi ve dusmanligina, hack eylemi ve olusumuna karsi cikar. Tum olanaklarini « halk icin hack » kavramina gore sekillendirir. Hacker’larin veya hacker gruplarinin halk yararina pratik sergilemeyenlerini bilinclendirmeye calisirken, burjuvazi yararina kurulmus ve devrimci olanaklari yoketmeye calisan, saldirgan fasist kontra hareket ve orgutlenmelere izin vermez. R.H.A, devrimcilerin olanaklarinina karsi yapilan herhngi bir saldiriyi kendine kabul eder, saldiriya karsi savunma ve saldiri siyaseti izler. WhiteHack(beyaz hack), BlackHack(siyah hack) vb. gibi sistemin yedegi, egemenlerin populist oyuncagi hack turlerine, sistemin karsisinda, ezilenlerin yaninda olan bilincli hack felsefesi REDHACK felsefesiyle cevap verir. Bu felsefenin, bilisimcileri, iletisimci leri ve hacker’lari, ozgur, esit, adil bir dunyaya goturecek yegane felsefe oldugunu ilan eder. Hacker’ligin ozune uygun davranmalari icin, tum hackerlari bu felsefe etrafinda orgutlenmeye davet eder.

    l2) R.H.A hic bir orgute bagimli olmamakla beraber orgutleri birlestirmek gibi maceraci ve idealist mantikta degildir. R.H.A aynilarin ve ayrilarin nedenlerinden cok, somut gerceklikle ve eylem birlikleriyle ilgilenir, varolan devrimcileri dayanisma kulturune gore degerlendirir.

    13) R.H.A, Turkiye Devrimci Hareketi basta olmak uzre, Enternasyonal Devrimci Harekete her turlu olanaklarini saglayarak, onlarin dusmanla olan savasiminda teknolojik gelisimi icin elinden geleni yapar. R.H.A devrimcilerin, yuce komunizm hedefine ulasmalari icin, kendi alaninda hic bir fedakarliktan kacinmaz. R.H.A yuce komunizm davasinda, sonuna kadar devrimcilerin bu alandaki orgutu olacagini ve hic bir fedakarliktan kacinmayacagini ilan eder.

    Site Hacklemekten ba$ka...

     

     

    a - Egemenler arasindaki celi$kileri yogunla$tiracak, ba$ka turde ileti$im araclarini ve hack yontemlerini kullanarak hacklemek..

    b - Yine egemenlerin gizli gundemlerini halka ta$iyarak, halkin yonetenlerin gercek yuzlerini gormelerini saglamak..

    c - Halktan yana ileti$im ve bili$im alaninda faaliyet gosterenleri korumak onlara yonelecek saldirilara kar$i koymak..

    d- Finans sirketlerinin halki somurmesine kar$in, finans $irketlerinin degi$ik turdeki sistemlerini halkin hizmetine sunmak e- Ve degi$ik gizli yontemlerle ve sebeplerle site hacklemek yani propaganda di$inda hack..

     


    2 - RedHack Neden Hackler?

    2 - RedHack Neden Hackler?

     

    Iki tur "Deface Hack" turumuz vardir.

     

    1 - Bildiri tarzi: Bu tarz sadece bildirimizi, mesajimizi koydugumuz hack tarzidir. Bilerek hic bir dosyaya zarar vermemeye cali$iriz. Bildirimizi koyar gideriz. Amacimiz, du$unce ozgurlugumuzu elimizden alan zengin sinifa kar$i fakir sinifi bilinclendirmektir. Bu gruba genelde siyasetle alakasiz bireysel sayfalar, kucuk i$letmeler, zararsiz (hastahane gibi) devlet siteleri vb. girer. Bu tur bir hack olayi bildiri dagitmak gibi veya "yazlama" dedigimiz sokagin birine yazi yazmak gibidir. Zararsiz, bilinclendiricidir.

     

    2 - Saldiri tarzi: Bu tarzda saldirdigimiz sitenin tum dokumanlarini sileriz. Duruma gore kalici zararlarda vermeye calisiriz. Yine bazi durumlarda siteye dokunmaz belirli kodlar yerle$tirmeye cali$iriz. Ayrica genelde indexlerine durumu izah eden yazimizida yerle$tiririz. Bu tur sitelerin kapsamina, Fa$ist sahipli siteler, Halk du$mani bireylerin siteleri, Devlet siteleri, Legal Parti siteleri, Uluslar arasi Emperyalist tekeller ve onlara bagli komprodor siteleri, Finans siteleri vb. girmektedir.

     

    1- RedHack Uyeleri Kimlerdir?

     

    * REDHACK gorunen ve gorunmeyen ama bizle beraber olan Uyelerimizden, bizlerden desteklerini esirgemeyen, her firsatta yardimimiza ko$an onlarca Eski uyelerimizden, bizleri hic bir zaman yanliz birakmayan yuzlerce Taraftarlarimiz'dan ve tabiki esasta tum guzellikleri hak eden fedakar EMEKCILERIMIZDEN yani cefakar HALKIMIZ'dan olu$maktadir.. $uan itibariyle RHA a$$agidaki gibi $ekillenmektedir..

    [RedHack Merkezi Komite Yeniden Secilecegi, aday uyeler noktasinda yeni duzenlemeler yapilacagi icin icin $imdilik Sadece uyeleri yaziyoruz.]

    -= RedHack Members =-

    MaNYaK
    Security Expert
    o sistem di$i ya$ayan tehlikeli, korkutucu, ihtilalci ve durdurulmaz bir manyak..

     

    ChaoS
    Security Expert
    o korkusuz, ruhunda isyan ate$i yakan bir cocuk, kalbinde boyun egmez bir sava$ci ta$iyor.

     

    pRenCipiCe
    Security Expert
    o devrimin ahenk ve uyumunun ustasi. eskiyi yikan, yeniyi bilimiyle tesis etmeye cali$an bir mimar 

     

    r3dinside
    Security Expert
    o sinif kiniyle, fakirlere cesaret, zengin sinifa korku salan bir fa$ist avcisi..


    Xebat
    Security Expert - Coder
    o cok eski dost.. gorunmeyen ama hep varolan bir golge..

    Aday uyeler duzenleme a$amasindadir.. 

    Uyelik icin: Members@KizilHack.org Fakli konular icin: Admin@KizilHack.org

     

    February 10

    mavi1.org hacklendi

    İsko neden hacklendi ve scripti neden  db sine kadar warez oldu?

    cvb: Sorun temeline inmek için  2 sene öncesine gitmek lazım aslında ama..

    Kısaca özetlersek büyük hacker malum dünya 1. si  ama temelde güvenlikden yoksun
    sadece saldırmayı bilen şahsiyet daha öncede birçokez saldırıya uğrayıp index yemesi
    ile  forumlara maskarası ve oyuncağı olması ve bu konuda Thehackerin bu konuya cvb
    yazmasıyla başlayan süreç yazılan cvb lara tabikide büyük hacker sesiz kalmadı
    ve  yazdığı cvb'ın 3 dakika sonra bizim tarafımızdan fucked lenmesi ile sona erdi.

    2. ispatları:

    http://www.datapaylasim.com/deface_mirror/?id=104489

    http://turkishackerz.net/deface_mirror/?id=8896

    http://www.askeri-darbe.org/wiev_mirr0r/?id=3318

    http://cyber-mirror.org/wiev_mirr0r/?id=52244

    http://www.cyber-agent.org/deface_mirror/?id=137

    2008 de google en çok aranan kelimeler

    , 2008 yılında her gün motoruna girilen milyonlarca sorgusuna dayanarak derlenen İnternet Zeitgeist'i açıkladı. Bu arada bilmeyenleriniz için yazıyorum Zeitgeist Almanca’da zamanın ruhu anlamına geliyor.

    2007 yılının Ağustos ayından beri Türkiye'ye yer verilmeyen listenin yer aldığı sitedeki verilere göre, 2008 yılında dünya çapında yapılan sorgularda en hızlı yükselişi sırasıyla “Sarah Palin”, “Beijing 2008”, “Facebook login”, “tuenti”, “Heath Ledger”, “Obama”, “Nasza Klasa”, “wer kennt wen”, “Euro 2008” ve “Jonas Brothers sorguları elde etti.

    Öte yandan Türkiye'den yapılan yazılı açıklamada, 2008 Türkiye listesinde sosyal ağ siteleri, oyun, video paylaşım sitesi ve dizi terimlerinin öne çıktığı bildirildi. [via]

    Zeitgeist 2008: Türkiye” basın sitesinde, 'nin, sonuçlarını analiz ederek 2008 yılı içerisinde Türkiye'de internet kullanıcılarının en çok yaptıkları başlıklarla ilgili liste, grafik ve bilgileri bir araya getirdiği kaydedildi.

    Sitede yer alan bilgilere göre, Türkiye'de en popüler 10 facebook”, “oyun”, “mynet”, “youtube”, “oyunlar”, “msn”, “indir”, “tv”, “hürriyet” ve “haber” olarak sıralandı.

    En hızlı yükselen aramalar; “hi5”, “facebook”, “key”, “netlog”, “sahibinden”, “dizi”, “kurtlar vadisi”, “kpss”, “oyunlar 1” ve “vatan” oldu.

    Türkiye'den aranan ünlüler; Gülben Ergen, Serdar Ortaç, Tarkan, Demet Akalın, Ebru Gündeş, Hadise, Sibel Can, Gökhan Özen, Hülya Avşar ve Şahan İken.

    Türk dizileri; “Kurtlar Vadisi”, “Kavak Yelleri”, “Yaprak Dökümü”, “Selena”, “Asi”, “Avrupa Yakası”, “Arka Sokaklar”, “Adanalı”, “Binbir Gece” ile “Gece Gündüz” şeklinde sıralandı.

    Ekonomide; “”, “kariyer”, “kredi”, “altın”, “para”, “finans”, “euro”, “borç”, “dolar”, “banka” en çok aranan kelimeler oldu.

    Futbol takımları da sırasıyla; Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor, Bursaspor, Sivasspor, Eskişehirspor, Ankaragücü, Kocaelispor ve Kayserispor şeklinde yer aldı.

    Açıklamada, yıl sonu zeitgeist'ına ek olarak global, bölgesel, geçmiş ve şimdiki trendlerine bakış sağlayan başka araçların bulunduğu, ancak zeitgeist araçlarının, kesinlikle bireysel kullanıcıları teşhis etmek için kullanılamadığı, çünkü araştırmanın belli bir zaman içinde belirli sorguların ne kadar sıklıkta görüldüğünü gösteren anonim ve toplu dökümlerden yola çıkılarak sürdürüldüğü vurgulandı.

    'dan sonra en çok kullanılan ikinci olarak bilinen Yahoo'da 2008'de en çok arananlar listesini açıklamıştı ve burada yazmıştık.

    Dünyadaki en güzel şey karşılıksız temiz bir sevgi

    Soför :
    -Soldan üçüncü sira bos hanimefendi,dedi.
    Kadin 32 yasinda güzel bir bayandi ve esi oldukça
    yakisikli bir hava subayi idi.
    Bundan birkaç ay önce yanlis bir teshis sonucu
    gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç
    kadin ve asla göremeyecekti.
    Kocasi ameliyattan sonra aci gerçegi örgenince
    yikilmis ve kendi kendine bir söz vermisti.
    Asla karisini yalniz birakmayacak, ona sonuna kadar
    destek olacak, kendi ayaklari üzerinde durana kadar cesaret verecekti.
    Günler geçiyordu. Kadin her geçen gün kendini daha kötü hissediyor,
    çok sevdigi kocasina yük oldugunu düsünüyordu.
    Esinin bu içine kapanik, karamsar hali kocayi çok üzüyordu.
    Bir an önce bir seyler yapmasi gerekiyordu,
    karisi günden güne kendi içine kapanik dünyasinda kayboluyordu.
    Bütün gün düsündü koca nasil yardim edebilirim
    güzeller güzeli esime diye...
    Birden aklina esinin eski isi geldi. Geri dönmesini isteyecekti.
    Ama bunu ona nasil söyleyecekti, çünkü artik çok kirilgan ve nesesizdi.
    Bütün cesaretini toplayarak aksam karisina konuyu acti.
    Karisi dehsetle gözleri ni asti.
    - Ben bunu nasil yaparim ben körüm, diye bagirdi.
    Kocasi ona destek olacagini her sabah ise onu
    kendisinin birakacagini ve aksam alacagini ve ona çok güvendigini söyledi.
    Çünkü esini taniyordu ve bunu basarabilecegini biliyordu.
    Kadin büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü esini
    çok seviyordu ve onu kirmak istemiyordu.
    Her sabah esini isine birakiyor ve aksamlari aliyordu fedakar koca.
    Günler böyle ilerledi; karisi eskisinden biraz daha iyiydi.
    Fakat kocasi daha fazlasini istiyordu,kendisine söz
    vermisti sonuna kadar gidecekti.
    Aksam karisina: - Artik ise kendin gidip gelmelisin, dedi,.
    Kadin sasirmisti. Bunu asla yapamayacagini söyledi.
    Kocasi israr edince onu yine kiramadi ve bütün
    cesaretini topladi bunu kendisi de istiyordu ama
    o kadar güveni yoktu.
    Sabahlari kadin artik otobüs duragina kendisi gidiyor,
    otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek isine gidebiliyordu.
    Günler günleri kovaladi hiçbir problem yoktu.
    Yine bir gün otobüse binerken, soför :
    - Sizi kiskaniyorum, hanimefendi dedi.
    Kadin kendisine söylenip söylenmedigini
    anlayamadan,'neden' diye sordu.
    Soför,
    - Çünkü her sabah sizin arkanizdan bir hava subayi
    genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi
    ile size bakiyor, otobüsten indikten sonra yesil
    isikta yolun karsisina geçmenizi bekliyor , siz binaya
    girdikten sonra arkanizdan öpücük yollayip size her
    gün sevgiyle el salliyor , dedi ..............




    SEVDİKLERİNİZLE BİR ÖMÜR MUTLULUKLARR
    December 08

    İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

    İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
     
    10 Aralık 1948
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.
     
    6 Nisan 1949 tarih ve 9119 Sayılı Bakanlar Kurulu ile "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Resmi Gazete ile yayınlanması yayımdan sonra okullarda ve diğer eğitim müesseselerinde okutulması ve yorumlanması ve bu Beyanname hakkında radyo ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulması" kararlaştırılmıştır.

    Bakanlar Kurulu Kararı 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.
     

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu;

    İnsanlık topluluğunun bütün bireyleriyle kuruluşlarının bu Bildirgeyi her zaman göz önünde tutarak eğitim ve öğretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere saygıyı geliştirmeye, giderek artan ulusal ve uluslararası önlemlerle gerek üye devletlerin halkları ve gerekse bu devletlerin yönetimi altındaki ülkeler halkları arasında bu hakların dünyaca etkin olarak tanınmasını ve uygulanmasını sağlamaya çaba göstermeleri amacıyla tüm halklar ve uluslar için ortak ideal ölçüleri belirleyen bu
    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ilan eder.

    Madde 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.

    Madde 2- Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Ayrıca, ister bağımsız olsun, ister vesayet altında veya özerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke yurttaşı olsun, bir kimse hakkında, uyruğunda bulunduğu devlet veya ülkenin siyasal, hukuksal veya uluslararası statüsü bakımından hiçbir ayrım gözetilmeyecektir.

    Madde 3 -Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

    Madde 4- Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır.

    Madde 5- Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.

    Madde 6- Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır.

    Madde 7- Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin bu Bildirgeye aykırı her türlü ayrım gözetici işleme karşı ve böyle işlemler için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.

    Madde 8- Herkesin anayasa yada yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.

    Madde 9- Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.

    Madde 10- Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.

    Madde 11
    1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.

    2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

    Madde 12- Kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz.

    Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.

    Madde 13
    1. Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.

    2. Herkes , kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.

    Madde 14
    1. Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.

    2. Gerçekten siyasal nitelik taşımayan suçlardan veya Birleşmiş Milletlerin amaç ve ülkelerine aykırı eylemlerden doğan kovuşturma durumunda bu haktan yararlanılamaz.

    Madde 15
    1. Herkesin bir yurttaşlığa hakkı vardır.

    2. Hiç kimse keyfi olarak yurttaşlığından veya yurttaşlığını değiştirme hakkından yoksun bırakılamaz.

    Madde 16
    1. Yetişkin her erkeğin ve kadının, ırk, yurttaşlık veya din bakımlarından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurmaya hakkı vardır.

    2. Evlenme sözleşmesi, ancak evleneceklerin özgür ve tam iradeleriyle yapılır.

    3. Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur.

    Madde 17
    1. Herkesin tek başına veya başkalarıyla ortaklaşa mülkiyet hakkı vardır.

    2. Hiç kimse keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.

    Madde 18- Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır.

    Bu hak, din veya topluca, açık olarak ya da özel biçimde öğrenim, uygulama, ibadet ve dinsel törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içerir.

    Madde 19- Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.

    Madde 20
    1. Herkesin silahsız ve saldırısız toplanma, dernek kurma ve derneğe katılma özgürlüğü vardır.

    2. Hiç kimse bir derneğe girmeye zorlanamaz.

    Madde 21
    1. Herkes, doğrudan veya serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığı ile ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.

    2. Herkesin ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı vardır.

    3. Halkın iradesi hükümet otoritesinin temelidir. Bu irade, gizli veya serbestliği sağlayacak benzeri bir yöntemle genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak ve belirli aralıklarla tekrarlanacak dürüst seçimlerle belirlenir.

    Madde 22- Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal çabalarla ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgütlenmesine ve kaynaklarına göre, herkes onur ve kişiliğinin serbestçe gelişim için gerekli olan ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.

    Madde 23
    1. Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.

    2. Herkesin, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.+

    3. Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır.

    4. Herkesin çıkarını korumak için sendika kurma veya sendikaya üye olma hakkı vardır.

    Madde 24- Herkesin dinlenmeye, eğlenmeye, özellikle çalışma süresinin makul ölçüde sınırlandırılmasına ve belirli dönemlerde ücretli izne çıkmaya hakkı vardır.

    Madde 25
    1. Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.

    2. Anaların ve çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır.
    Bütün çocuklar, evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olsunlar, aynı sosyal güvenceden yararlanırlar.

    Madde 26
    1. Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yüksek öğretim, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır.

    2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.

    3. Çocuklara verilecek eğitimin türünü seçmek, öncelikle ana ve babanın hakkıdır.

    Madde 27
    1. Herkes toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahiptir.

    2. Herkesin yaratıcısı olduğu bilim, edebiyat ve sanat ürünlerinden doğan maddi ve manevi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.

    Madde 28- Herkesin bu Bildirgede öngörülen hak ve özgürlüklerin gerçekleşeceği bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır.

    Madde 29
    1. Herkesin, kişiliğinin serbestçe ve tam gelişmesine olanak veren topluma karşı ödevleri vardır.

    2. Herkes haklarını kullanırken ve özgürlüklerinden yararlanırken, başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve kamu düzeniyle genel refahın gereklerinin karşılanması amacıyla yalnız yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olur.

    3. Bu hak ve özgürlükler hiçbir koşulda Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.

    Madde 30- Bu bildirgenin hiçbir kuralı, herhangi bir devlet, topluluk veya kişiye, burada açıklanan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan bir girişimde veya eylemde bulunma hakkını verir biçimde yorumlanamaz.
     

    November 12

    YILMAZ ERDOĞAN KİMDİR


    Yılmaz Erdoğan (d. 4 Kasım 1967, Hakkari) sinema ve tiyatro oyuncusu, yazar ve yönetmendir. Hakkari'de doğmuştur. Çocukluğu Ankara'da geçmiş, İstanbul'a göçmüş, kıvrak zekası sayesinde zamanı, mekanı ve ortamı iyi kullanmasını bilerek sanat alanında belirleyici bir tekel oluşturmayı başarmıştır. Lise eğitimini Ankara Aydınlıkevler Lisesinde tamamlamıştır ve bu mahallede büyümüştür. Bir Demet Tiyatro'daki kömürcü Feriştah karakterini buradaki bir kömürcüden aldığı söylentileri hakimdir.

    Bir Demet Tiyatro adlı dizideki, Mükremin Çıtır isimli karakter ile tanınırlığı çok büyük ölçüde artmıştır aynı zamanda bu dizinin senaristliğini de yapmıştır. Daha sonra kendisinin de aralarında bulunduğu BKM oyuncuları ile birlikte çok başarılı tiyatro oyunlarına imza atmıştır; özellikle Demet Akbağ ile iyi bir ikili oluşturmuşlardır. Daha sonra hem yazıp oynadığı hem de yönettiği Vizontele isimli filmi çekmiştir. Bu film çok büyük bir gişe başarısı yakalayarak, Türkiye'de en çok seyredilen film ünvanını - bir dönem için - elinde tutmuştur. Filmin çok beğenilmesi üzerine Vizontele:Tuuba ismiyle ikicisi de çekilmiştir. Son olarak Organize İşler adında bir sinema filmi çekmiştir. Erdoğan'ın ayrıca, "Kayıp Kentin Yakışıklısı" ve "Anladım" adında iki şiir kitabı ile oyun ve deneme kitapları da bulunmaktadır.
    Şeyh Said İsyanı'nı başlatan Şeyh Said'in torunu olan ve aynı zamanda Hatırla Sevgili dizisinde oynayan Defne rolüyle tanınan Belçim Bilgin Erdoğan'la evlidir.
    2006 yazında Hürriyet gazetesi yoluyla yayımlatmış olduğu "Güvercin Kanadına Mektup" isimli yazı, Yılmaz Erdoğan'ın Türkiye'yi bölmeye çalışan dış destekli terör örgütü PKK ile Türk Ordusu'nu aynı kefeye koyması sebebiyle kimi yazarlarca eleştirilmiştir.
    Yönetmenliği


    Sinema
    • Organize İşler (2005)
    • Vizontele Tuuba (2004)
    • Vizontele (2001)
    Tiyatro
    • Çok Güzel Hareketler Bunlar (2008)
    • Haybeden Gerçeküstü Aşk (2004)
    • Bana Bir Şeyhler Oluyor (2003)
    • Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü (2000)
    • Cebimde Kelimeler (2001)
    • Otogargara (2003)
    • Kanuni Sultan Süleyman ve Rambo (1992)
    Oyunculuğu


    Sinema
    • Organize İşler (2005)
    • Vizontele Tuuba (2004)
    • Vizontele (2001)
    • Siyabend-ü Xece (1991)
    TV Dizisi
    • Bir Demet Tiyatro (2006)
    • Haşlama Taşlama (2000)
    • Yaseminname (1994)
    • Bir Demet Tiyatro (1993)
    Tiyatro
    • Cok Guzel Hareketler Bunlar (2008)
    • Haybeden Gerçeküstü Aşk (2004)
    • Bana Bir Şeyler Oluyor (2003)
    • Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü (2000)
    • Cebimde Kelimeler (1995)
    • Otogargara (1995)
    • Umut Taksi (1993)
    Yazarlığı


    Sinema
    • Organize İşler (2005)
    • Vizontele Tuuba (2004)
    • Vizontele (2001)
    TV Dizisi
    • Bir Demet Tiyatro (2006)
    • Ölümsüz Aşk (2003)
    • Haşlama Taşlama (2000)
    • Yaseminname (1994)
    • Bir Demet Tiyatro (1993)
    • Umut Taksi (1993)
    • Olacak o Kadar
    Tiyatro
    • Haybeden Gerçeküstü Aşk (2004)
    • Bana Bir Şeyhler Oluyor (2003)
    • Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü (2000)
    • Cebimde Kelimeler (1995)
    • Otogargara (1995)
    • Kadınlık Bizde Kalsın
    • Gereği Düşünüldü
    Yayımlanmış Kitapları
    • Feriştah'ın Fentezileri (Bir Demet Tiyatro Dizisi Diyalogları)
    • Cebimdeki Kelimeler (Oyun)
    • Otogargara (Oyun)
    • Hijyenik Aşklar (Kısa güldürü hikayeleri)
    • Anladım (Şiir)
    • Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar (Diyaloglar - Sonradan Haybeden Gerçeküstü Aşk adıyla oyunlaştırılmıştır.)
    • Hüzünbaz Sevişmeler (Deneme)
    • Kadınlık Bizde Kalsın (Oyun)
    • Kayıp Kentin Yakışıklısı (Şiir)
    • Laz Bakkal ile Tombalak (Bir Demet Tiyatro Dizisi Diyalogları)
    • Bana Bir Şeyhler Oluyor (Oyun

    Aşkımız

    Aşkımız Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı;
    gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.

    Hiç düşündün mü belki
    Belki, eline en yakışan takı benim elim.
    Belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim...
    Belki sen ve belki ben...

    Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan
    bir beyaz tutsaklık...
    İnsan kendine iltica edebilir mi?

    Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri..
    Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.

     

    Yılmaz Erdoğan

    Bir Mevsimin Acı Gerçekleri

    Bir Mevsimin Acı Gerçekleri


    ""Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün
    bir kamyon yükü
    anlam taşıdığı günlerdi

    Kaldırımlar toz ve kağıt topakları
    Ankara’nın
    Ankara’nın sonbahar yaprakları
    ayvalar sarı
    hüzünler olgun
    yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda

    Ben yanımda çok acıklı
    epey yol üstü sözler getirmiştim.
    “Sanki terk edilmiş bir viraneyim
    her yanım dağılmış yıkılmışım ben”

    Okul önlük mevsimi
    ve kaplanması kitapların
    cumhuriyet gazetesiyle
    bir ön beslenme çantası kompleksi
    malum şu otlu peynir meselesi

    Saçlarını süt mısırı örgü yapmış
    bir al yüz koca göz görüyorum.
    Sanki o tehlikeli yolun başındayım
    Aşk’a geliyorum!
    ama yanıma hep
    köy zılgıtlı sözler almışım
    arabesk kalıyorum
    her kent soylu aşkın karşısında
    “Bir kulunu çok sevdim” diyorum
    “O beni hiç sevmiyor” diyorum
    “Kalbimi ona verdim
    artık geri vermiyor” diyorum.


     

    Yılmaz Erdoğan


    YAZLIK

    Yazlık açılır içimin yaz gülmeleri
    iyi yazılmış kötü okunan şiirler gibi
    vazgeçilebilir bir öğlesonrası
    tadından yenmiyorsa
    tadı nasıl biliniyor
    mademki yenmiyor bu
    güneş suyuna siesta çorbası?

    açılır içimin sayfiye yerleri
    yaşasın sosyalizmir’in işsiz güçsüz öğlesonları!
    havuz klorunda yıpranan gençliğim eyvah!
    rica etsem sırtıma sürer misiniz
    kaçırdığım fırsatları?
    açılır yüzümün yazlık bahçesi
    evet belki artık çok geç ama
    herkes bilsin ki zamanında gençlerbirliği’nden
    istediler
    ama ben gitmedim!

     

    Yılmaz Erdoğan

    Yaşayabilme İhtimali

    YaşayaŞAYAbilme İhtimali

    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
    İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
    özlemeye başladım herkesi...
    Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
    Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
    solculuk oynamaya başladık..
    Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
    Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
    Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
    Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
    Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
    Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
    Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
    Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
    Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
    Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
    Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

    Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
    Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
    Muş ovasının yalancı maviliğini
    Otobüs oluyordum bir süre
    Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
    Otobüs oluyordum
    Bir ülkeden bir iç ülkeye
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
    Korkuyordum
    Sonra iniyordum otobüsten
    Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
    ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
    ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
    Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
    Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
    Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
    bir yol üstü lokantasında
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
    Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
    Ben seninle herhangi bir insan elinin
    terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

    Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!

     

    Yılmaz Erdoğan


    KIZIM BERFİN,E

    Kızım Berfin'e Berfinim,
    içimin güler yüzü,
    yaşanılası iklimim hoşgeldin...

    (adımın çapraz yazılması kimin umrunda...
    denize düşen yılana öykünür biraz da...)

    bir aralık sızıverdin işte
    ömrümüzün en gevrek zamanı...
    çıt diyor kırılıyoruz,
    öfke kadar saydamız o zamanlar
    ve kırılgan
    bıçak kadar!

    kızım demeyi öğrettiğin için
    o tanrısal kokun
    ve gülüşündeki baban için

    ki hala zillleri çalıp kaçmak istiyorduk
    yarım yamalak aşk kırıntıları
    tabakta bırakılmış,yazık atılacak bir sevda
    haritası,
    hatta el değmemiş delilikler istiyorduk...
    çocuktuk daha
    büyümeye direniyorduk,
    iş toplantılarında lolipop zamanlar
    düşlüyorduk

    ama sızı verdin işte...
    bir avuç yeşil gevrek rokaydık,
    mayışmamıza bir limon yetecekti...
    biz garsonu bekliyorduk,
    sen çıkageldin...

    hoşgeldin berfinim..
    kızım kızgınlığım..
    bilmiyorduk daha,
    objektıflerin objektif olmadığını,
    ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
    meğer doyurmak zormuş içimizdeki hayvanı...

    habersiz geldin,kusura bakma
    ortalık biraz dağınıktı..
    şimdi hemen toplarız sanıyorduk,
    olmamıştık daha...

    işin zor kızım
    hem büyüyecek
    hem bizi büyüteceksin..
    baban mı var,derdin var kızım...

    hoşgeldin kızım,
    içimin güler yüzü,hoşgeldin...

     

    Yılmaz Erdoğan

    Yılmaz Erdoğan - Ankara /ŞİİRİ

    Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
    asfaltlar ışıldar buz tutardı resmi yalanlar.
    kimse keman çalmaz belki ama
    çok keman çalınsın balolarında
    diye yapılmış
    gri sisli binalar.
    alnının ortasında
    ciddi bir devlet asabiyeti.
    çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar
    bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
    bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
    (biz bir şeyi delicesine severiz
    ama tanrım neyi?)
    kahve önü çatlak mozaik
    bel kemiğine tehdit
    kürsüler üstünde
    çok sigara içen
    öğrenciler
    bir daha asla yaşayamayacağı
    aşkları teğet geçerken
    hep onu sevmeyenleri severek
    hep onu sevenin gözlerinden
    kalabalıklara kaçarak
    karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara
    yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
    bir izmirli güzele dayatmak varken
    (hep kardeş olacak değiliz ya
    yaşasın halkların sevgililîğî!)
    soyut bir sevdaya
    beşik kertilmiş olan
    dağda çoban
    şehirde şark çıbanı sayılan
    fırat'ın büyük elleri
    ararat'ın kız yelleri
    cilo'nun derin nefesleri
    hülasa kente hukuk mukuk okun
    mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
    anadolu çocukları ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
    asfaltlar ışıldar
    buz tutardı resmi yalanlar
    (belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
    sevdiğimiz kızlar
    çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
    bu kar mevzuu
    kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
    hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
    hüzünlü gelmez insana
    ankara'da
    yoksa bugün bir hayat
    yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
    Kimse keman çalmaz belki
    Belki bu fiim hiçbir zaman
    o kadar fiyakalı olmayacak ama
    Hiçbir lahmacunda
    o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
    tadını vermeyecek bir daha
    Çok daha iyilerini yedim sonra
    bizzat Urfa'da hatta
    Ama hiçbirinde
    o kadar aç oturrnadım sofraya
    ankara'ya
    öyle yakışırdı ki kar
    çok yabancı bir soluk duyulur bazı
    bilinmez bir dilin ıslığından
    anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
    öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
    bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
    ankara'da yaşamak
    yollarına hep sevdiğimiz insanların
    adlarını vermediler ama biz her duvara
    bilvesile onların adını yazarak yaşadık
    kül ve betondan mürekkep
    yaşadıkça yaşanılası gelen
    o tuhaf bozkır kokusunda.
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
    asfaltlar ışıldar.
    bir günden bir sürü gün yapan
    mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
    hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
    rakıyı bol sulu içen
    dokunmasın için deği!
    çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı
    hep kağıtlara bakarak
    hep kağıtlardan bakarak
    hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
    aynı anda sevmeyi başararak
    karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
    çok beğenmeyerek ama
    yine de bu tasarrufunu takdir ederek
    boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
    hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
    yürüyen.
    memurlar.
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
    asfaltlar ışıldar
    buz tutardı resmi yalanlar.
    biz şimdi kapalı birr kuruyemişçi
    dükkanının -ki bütün plan kar altında
    tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
    yanı sıra bafra içmektir-
    kötü ışıklandırılmış vitrininden
    umutsuzca içeri bakan
    kimliği gereğinden fazla sorgulanmış
    merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş
    -yani sistem kendi verdiği kimliği
    zırt pırt geri istemektedir-
    doğduğu yer yüzünden
    doğuştan kavgacı zannedilen ama
    pek çoğu kavgadan nefret eden
    kavgacı esmer cesur korkak
    çoğu kürt çoğu türk çocuklardık.
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
    ha sonra belki ahmed arifin aklına
    hiçbir şairin aklına gelmeyecek
    -çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
    O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
    kar altındadır varoşlar
    hasretimnazlıdır ankara.
    ustam yine sen bilirsin ama
    hangi aralıkta bir şair ölmüşse
    işte oen netameli aydır bence.
    ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
    asfaltlar ışıldar.
    yalanlar.
    şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
    elim gönlüm çocukluğum buz tutar.





    Şiir: Yılmaz Erdoğan