Profil de kenanKÜLTÜR VS SANATPhotosBlogListesPlus ![]() | Aide |
|
25 août ORHAN VELİ KANIK KİMDİR13 Nisan 1914 yılında İstanbul�da doğan Orhan Veli, 1932 yılında Ankara Gazi Lisesi�ni bitirdi. Daha sonra 1935'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü�ndeki öğrenimini yarıda bıraktı, Ankara�ya giderek PTT Umum Müdürlüğü�nde çalıştı (1936-1942), Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu�na memur oldu (1945), oradan ayrılınca (1947) Yaprak Dergisi'ni çıkardı (1 Ocak 1949�dan 15 Haziran 1950�ye kadar 28 sayı çıktı, Son Yaprak adlı özel bir sayı ölümü üzerine arkadaşları tarafından çıkarıldı).Orhan Veli Kanık (1914 - 1950)
14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü ve Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü. Kişiliğini belli eden ilk şiirlerini arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet�le birlikte Varlık Dergisi'nde yayımlamaya başladı, büyük bir ilgi gördü; sağlığında kendinden çok bahsettiren şair oldu. Şiiri bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtararak, daha kısa daha basit bir şekle soktu; yalın bir halk dili kullandı, gündelik sözlerle zaman zaman, büyük yergi ve espriden faydalanarak, gündelik yaşantılar üzerine yazdı. İMGE DEDİM ADINASon çocukluk da bitmişti ömrümde Düşlerim belki kış ölüsü belki yaz Kırlara bahar yetmese de içimde Yüreğim nar çatlamasıydı sana kadar Dilimde sözcüklerin çelik direnci Sesimde ölüm rengine inat aşklar Mavilikler yasaklandı gökyüzünde Özgürlüğü kuş kanatlarında bekledim Doğduğum gün adına "imge" dedim Sevdim bütün insanları insan yanlarını Sen de seveceksin Dallarına su yürümüş ağaçlara güleceksin Kar yağsa da yaktığın ateşler üstüne Ateşi yüreğinle körükleyeceksin Kuş sesleri de ertelenebilir güne karşı Çiy de düşebilir anıların üstüne En güzel ezgileri nehir ağzı denizlerde Hep kendi sesinle türküleyeceksin Hüzün ağaçlarının sevinç açtığını Adının sonsuz anlamında göreceksin Sevdim soluğunu rüzgar kılan insanları Soluğumu soluklarına kattım Bir damla uğruna gökyüzünü omuzladım Bir çocuk ölümleri ağlattı beni Bir de türkülerde kalabalık ihanetler Gülüp geçtim yalan iktidarlar görkemine Aşk adına sesimi sürdüm namlulara En büyük eylemleri söz eyledim Doğduğun gün adına "imge" dedim Sen elbette sen olacaksın biliyorum Sesinde yirmibirinci yüzyılı dinliyorum ADNAN YÜCEL BİR YERALTI NEHRİNİ BEKLERKENBir saz kadar mutlu Ve hüzünlü başlıyoruz bütün günlere Ve bir türkü kadar sıcak Biliyoruz ki dağların göğsünü saracak Ve yerinden oynatacak olan şafak Onuru ışık diliyle Karanlıkta koruyanlarla başlayacak ADNAN YÜCEL 16 août KIRDIN KALBİMİKİRDIN KALBİMİ
Ne zaman yağmur yağsa Bir buluşma yeri olurdun İstanbul'da rüzgâr soluklara Mavisi yasaklanmış deniz Kızıl tufanı yaratmadan daha Ne zaman yağmur yağsa Tarihin şiir tanığı olurdun Yağmurdan sonra Toprak kokusu bakışlılara Tam otuz yıl nasıl kıydım sana Bin zehirli duman arasında Islığınla besteledim hep En pembe çocuk düşlerini Pan'ın flütünden mi kalma Babam'ın dilsiz kavalından mı Hep rüzgârla bir tuttum seni Hani yolu yakın Aşkı sonsuz kılan rüzgârla bir Ey can içre cankörüğüm Hangi kentin temiz havası Yetmez oldu ki soluğuna Çıkardın kendini ölüm doruğuna Ölmek kolay değil cankörüğüm Kalbimde sevinç gözesi pınarlar Kalbimde yaşamak aşkı çınarlar Ve bir nice coşkular coşkular Sende onlar gibi yaşayacaksın Akıp ırmaklara karışacaksın Sırılsıklam bütün sevişmeleri Yine soluğunla kurutacaksın ADNAN YÜCELDAĞ ÖLMEZ
DAĞ ÖLMEZ Su kavuşumu Bir yanardağın kalbidir Erkut Ateşle kucaklaşan rüzgar Tepeden tırnağa atar damar KARANFİL DE AĞLARKarafil de ağlar ay karanlık gecelerde ÖZLEDİM SENİÖZLEDİM SENİKahveler kalabalık
Bak yas tutuyor ay DÜŞDÜŞ
Şimdi yanımda olsan Ellerin gezinseydi alnımın sürgün çizgilerinde Acılarım böyle koymazdı bana Sevinç şarkılarım terketmezdi beni Hüzün denizinde boğulmazdım Kalbim bir buzdağı sen olsaydın üşümezdim BİR GÜN SEVİŞMEYİ BANAkandan ve ceninden bir gün daha başlarken bir dalı kanatıyorum tırnaklarımla ağzı açılmamış bir güle dokunuyorum geceden kalma bir şeyle oynuyor kalbim bugün biraz daha yorgun başlıyorum sabah yeni doğmuş çocuk çirkin ve sisli vurdukça ilk ışıkları penceremden içeri kımıldaşır içimin ölü dolu coşkusu güneş bir ürkekliği gizliyemez ne de olsa çözülmez yüreğimin kuşkusu gün, o sevecen çığırtkan beni yeni bir oyuna çağırıyor yalnızlık yenilmeyen gladyatör bana eski bir ölümü anımsatıyor sabah taşıyarak bir celladı odama aşkımın ve bırakılmışlığımın celladını hüznümle ve çirkinliğimle yargılamadan beni tanıdığım bir ölümle tehdit ediyor yalnızlık her sabah öldürüyor beni çözerek gecenin ipliğini hızımla hüznümü ve yalnızlığımı sarıyorum sabaha adi bir etiketi yamayarak üstüne boyna genişliyen bir orospu gibi genişledikçe küçülen bir orospu gibi aşksızlığım küçültüyor beni korkum ve çirkinliğim utandırıyor beni gecikilmiş bir aşkı yaşamıya cinayet tek kurtuluşsa bir yanlışlıktan önce acıya direnmesini öğrenmeliyim eskitilmiş bir kurşunla kaplıyorum yüreğimi acıya ve aşka hazırlıyorum hergün yeniden yaşamak boşalan bir birikimi kocamış acılarla uzuyan bir ölümü bitimliyen vücudum yani istek. o hep tiksinç görünen çirkin ve güzel orospu. yeniyetme bir çırpınışın yorgunluğu yüreğimde o hep güzel görünen bana çirkin ve güzel orospu vücudum. seni seviyorum acıyla büyütüyorum aşkımı bir gün bana sevişmeyi öğretic AŞKLA SANAalnını dağ ateşiyle ısıtan yüzünü kanla yıkayan dostum senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül benim kalbimi harmanlayan isyan olsun şimdi dingin gövdende uğultuyla büyüyen sessizlik birgün benim elimde patlamaya sabırsız mavzer olsun başını omzuma yasla göğsümde taşıyayım seni gövdem gövdene can olsun söyle bana ey ölümün açıklayıcı pervanesi hangi yavru tek başına yiğittir hangi yangın bir başına söndürülür ah herkes susuyor hiçkimse bilmiyor içimin yangınını ah herkes mi susuyor kalbimi kalbine bağladım dostum ah herkes mi susuyor kalbi kalbimize benzeyen dostlar bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya hayatın ateş renkli kelebekleri bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için ah herkes mi susuyor bağırsam içimdeki dehşeti hırsım deler mi toprağı beni acısıyla onduran dostumu aşkla vurduran hayat sana yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım dünyanın yeni baharına çatlarken kadim güneş bağrım delinirken fidanların kanıyla anamın doğurgan karnıdır diye sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye dostumun üretken gülüdür diye sana bağlandım sana sarıldım beni umutsuz koma tarihle avutma beni çünki aşkla sınanmışım sana sana yangınla, suyla, ateşle ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım ey yaşarken kanayan acı şimşekli gök, tufan, kan fırtınası uçurum kıyısında hızla büyüyen ot yapraksız bir ölümün anısı için körpecik kuzuların derisi için beni tarihle avutma umutsuz koma beni akıtsam deliren sevdamı köpürür mü hayatı besleyen su ey benim yedi başlı kartalım her başını bir dağ başlangıcında koyanım senin böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir bizim aşkımızı solduranların korkusu çünki elbette bir su kendi akacağı toprağın sertliğini bilir ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak artık ırmak mı ne denir işte devrim ona benzer bir akışın hızına denir yarın ne olur bilirim ben bahar gelir, otlar büyür ölüm de yapraklanır bir dağ bulur uzun uzun bakarım bir çam ağacı gölgesi güzel kokular veren bir damla güneş görünce sana da gülümseyeceğim yarın şimdi senin uzanıp yattığın otlarda yarın yeni bir yeşillik büyüyecek // Arkadaş Zekai ÖZGER kimdir//
8 Ocak 1948 tarihinde Bursa’da doğdu, 5 Mayıs 1973 tarihinde Ankara’da öldü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu bitirdi. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nda kurgucu olarak çalıştı. 12 Mart döneminde ağır baskı ve işkenceler gördü, beyin kanamasından öldü. Şiirleri Forum, Soyut, Yansıma, Yeni Eylem ve Yordam gibi dergilerde yayımlandı. Başlangıçta verili ortamdaki egemen söylemlerin, özellikle ikinci yeni akımı esintisini duyumsatır şiirleri; yaşama bilincinin, topluma ve insana bakışının gelişimi ile birlikte toplumcu gerçekçi çizgide, lirik, kırgın ve buruk bir sesle, ama inatla umudunu haykıran, konuşma diline yaslanarak çarpıcı bir akışkanlık kazandıran imge örgüsü ile özgün şiirler yazdı. //ADNAN YÜCEL KİMDİR//Adnan Yücel
KİMDİR MEHMET ÖZER
"Yaşamın dipnotudur öyküm, öyküm bundan ibaret".
// AHMED ARİF KİMDİR//
İKİNCİ KİTABIDA OĞLU TARAFINDAN TAOPLANAN VE DAHA ÖNCE YAYINLANMAYAN VE YARIM KALAN ŞİİRLERİN TOPLAMIDIR ŞİİR KİTABIN ADIDA YURDUM BENİN ŞAHDAMARIM DIR (Alıntı) |
|
|