Profil de kenanKÜLTÜR VS SANATPhotosBlogListesPlus Outils Aide

Blog


11 juillet

//dünyanın en yüksek megapiksellik kamerası: H3DII-50//

Hasselblad, dünyanın en yüksek magapiksellik kamerasını kullanıcılara sundu. Hasselblad öbür kameraları gibi H3DII-50'de üst düzey ticari fotoğrafçılar için piyasaya sürdü.

evet sıra geldi 50 megapiksellik kameranın özelliklerine:
H3DII-50'de 50 MP 36x48mm Kodak sensörü bulunuyor. bu sensör de dünyanın en büyük sensörü olarak gösteriliyor. H3DII-50, dünyamızda elde edilebilecek en yüksek çözünürlükte ki görüntüyü kullanıcılara sunuyor. kameranın 1fps'lik yakalama oranı ise insanların gözünü çarpacak gibi.

H3DII-50, ekim ayında kullanıcıların elinde olabilecek. fiyatı ise 36.500 Dolar. şimdiden kullanıcılara iyi fotoğroflar.

kaynak

9 juillet

//Diet yapmak şişmanlatıyor mu ?//

Bunca rejim-diyet söylemlerine, iddialarına ve hazırlanan onca zayıflama programlarına itiraz eden bir kimse çıktı ve kitap yazdı. Dieting Makes You Fat adlı kitabında Geoffrey Cannon; metabolizmanın, daha az yediğinde daha fazla yağ stokladığını dolayısıyla bu tür az yemelerin aslında kişileri şişmanlattığı üzerinde duruyor. Ve asıl yapılması gerekenin daha fazla hareket etmek ve bu yönde sabırlı olmak olduğunu belirtiyor.

8 juillet

//Hediyelik bir kalem:Pulse Smart Pen //

Bu kalemi diğerlerinden ayıran bikaç özellik şöyle;

    Mikrofonu,
    Kayıt cihazı ve hafızası var
    Yazılanı ve ortamdaki sesi aynı anda kayıt edebiliyor
    Usb Bağlantısı mevcut hafızası 2gba kadar çıkabiliyor kulaklık çıkışı ve dahili hoparlörü mevcut

Pulse Smart Pen adındaki bu kalem japonlar tarafından geliştirilmiş, yazıyı yazarken içeriğindeki kızılötesi kameralar vasıtasıyla kayıt altına alıyor ve bilgisayara el yazınız şeklinde aktarıyor. Sanırım herkes bu kalemden bitane ister.

//multimedya dönüştürücü//

 

bilgisayarımızda arşivlediğimiz multimedya dosyalarımızı dönüştürebilmek için aramaktan yorulduğumuz dönüştürme proglamlarında bulduklarımız ya deneme süreli ya da kısıtlı programlar oluyor. ama şimdi öyle bir program var ki ücretsiz (freeware) ve video, ses, resim, mobil araçlar(iphone/ipod), psp, formatlarını desteklediği gibi dvd ripleme işini yapabiliyor. desteklediği dosyalarla tam bir format fabrikası.

bilgisayarınızdaki vazgeçemeyeceğiniz programlardan biri olacağını tahmin ettiğim formatfactory sitesindeki bu program sade bir arayüze sahip. video, audio, picture, mobil device, rom device kategorilerinden farklı dosya biçimlerini dönüştürme işlemlerini tamamen bedava olarak yapabilirsiniz.

//El ısıtan mouse tasarımı//

    Kışın soğukta bilgisayar kullanmak çok zordur. Klavye tuşları buz gibi, mouse soğuk... Evet işte bu mouse kış aylarında sizleri ısıtacak. USB'den çalışan bu mouse, içindeki rezistanslar yardımıyla elinizi ısıtıyor. Mouse'ın ısı derecesi ayarlanabiliyor, en fazla 45 dereceye kadar ısıyı yükseltebiliyoruz. Bence kış aylarında iyi gider diye düşünüyorum.

//ŞAŞIRTICI KİTAPLAR//

eğer kitaplıklara dikkatlice bakarsak gerçekten ilginç olduklarını ve bir anlam taşıdıklarını anlayabiliriz. sitedeki açıklaması ise Lago tasarımlı tangram raf malzeme sistemi. Özelleştirilebilir yaratıcı kitaplıklar.normalde kitaplarımızı, kitaplığa depolamak veya istiflemek çoğu zaman sıkıcıdır.. ancak kitaplık aşağıdaki resimlerdeki gibi olursa bu iş hem zevkli hemde evin görünümünü güzelleştireceği için şaşırtıcı olabilir

3 juillet

//VATANDAŞ ABUZER

General bir başka gardiyana döndü: "Buradaki tutukluların statüsü nedir?" Gardiyan soruyu pek anlayamamıştı. Bir şeyler söylemek istiyordu ama kem küm ediyordu. General bu kez soru şeklini değiştirdi: "Yani evladım" dedi "Buradaki tutuklular normal tutuklular mıdır?" Asker bu kez soruyu anlamanın şevkiyle cevap verdi. "Hayır komutanım?" "Ya Nasıl tutuklulardır?" "Anormal tutuklulardır komutanım." "Peki normal tutuklularla, anormal tutuklular arasındaki fark nedir?" "Normal tutuklular, normal cezaevlerinde bulunurlar komutanım. Hırsızlar, esrarcılar, ırza geçenler normal tutuklulardır. Vatanı yıkmaya kalkışanlar anormal tutuklulardır!" "Peki bunlara nasıl davranırız?" "Anormal komutanım" (Arka Kapak)

// YARIM HAZİRAN/CAN DÜNDAR//

Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıldızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay... “Sana samanyolu getirdim.” dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur gülümsedi koltuğumun başucunda...

Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet...

Sonra penceremi açıp onu içeri aldım.

Dolunay, samanyolundan ışıklarla eteklerinde; “Haydi” diyordu

penceremin dibinde; “Haydi... ebedi baharın ülkesine...”

Lakin, dolunaya inat, öylesine bitkin ve naçar ki hayat... kopamadım akşam haberlerden, dünyevi kederlerden... Açıp penceremi, salıver-dim dolunayımı, Cahit Külebi’den bir şiir fısıldayarak kulağına: “Bir gün geleceğim / alıp şu başımı / bir gün geleceğim / belki de Haziran / bulacak naaşımı / belki de haziran...”

Haziran, bir ozanın naaşını kaldırırken, dolunay samanyolu boyunca

efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı. Bakakaldım peşinden...

Ne gözümü alabildim ne göze alabildim.

// KIRMIZI BİSİKLET / CAN DÜNDAR//

Ve ben, aslında harfiyen hatırlayarak dünün bol vakitlerini, doyumsuz sohbetlerini, telaşsız saatlerini, saadeti hüzünle yoğurarak geçtim ihtiyar adamın süzgecinden...

Ben onu gemleyemedim, o demledi beni...

Olgunlaştım; basarak üzerine birikmiş bütün yırtık takvim yapraklarının, yıllar yılı aynı çemberde dolanmaktan başı dönmüş akrep ve yelkovanların, o incecik delikten biteviye süzülmüş kumların, evine gire çıka ötmekten sesi kısılmış yorgun guguk kuşlarının, batmış onca güneşin, parıldamış bunca ay ışığının, hilalin ve fecrin, uğruna savaşılmış, yokluğuna alışılmış dostların, birbirine karışarak yanıp sönen kahkahalarla gözyaşlarının, yazılmış yazılamamış bunca satırın, tutulmuş tutulamamış onca sözün, dediklerimin, diyemediklerimin, bir an önce bitmesini istediğim veya hiç bitmesin diye dualar ettiğim anların, koşuda çabuk yorulanların ya da koşmaya hiç niyeti olmayanların, sevaplarımın, günahlarımın, hatalarımın...

... süzüldüm imbiğinden...

Piştim, o ihtiyarın dergâhında...

Babamın oğluydum eskiden;

Oğlumun babası oluverdim birden...

2 juillet

Robın S.Sharma

 

sen ölünce  kim ağlar/ kitabının arka  yüzü yazısı

Gençlik yıllarımda, babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti: “Oğlum, doğduğunda bütün dünya se-vinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki, öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın.” Hayatın anla-mını unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz. Bir insanı kolaylıkla Ay'a gönderebiliyoruz, ancak karşı dairemize yeni taşınan komşumuzu ziyaret etmekte güçlük çekiyoruz.
George Bernard Shaw'a ölüm döşeğinde, “Hayatınızı yeni baştan yaşama fırsatınız olsaydı, ne yapardınız?” diye sorulmuş. Shaw biraz düşünmüş ve sonra derin bir iç çekişle, “Olabileceğim, ama asla olmadığım kişi olmak isterdim,” demiş.
Aynı şeyin sizin başınıza da gelmemesi için bu kitabı yazdım.
O halde siz bu kitaba başlarken, size soruyorum:
Siz öldüğünüzde ardınızdan kim ağlayacak?
Bu gezegenden gitme ayrıcalığına ulaştığınız zaman kaç yaşamı etkileyeceksiniz?
Sizi takip eden nesiller üzerinde nasıl bir etki bırakacaksınız?
Son nefesinizi vermeden önce arkanızda bırakacağınız imza ne olacak?

//Nikolay Lev TOLSTOY HAYATIN ANLAMI / KİTABIN ARKA YUZU YAZISI//

Hayatın Anlamı
Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü.
Çok fakir bir ailenin
evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:
"Yolculuğumuzu nasıl buldun?"
"Çok güzeldi babacığım" diye cevap verdi oğul.
"İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?"
"Evet."
"Peki ne öğrendin ?"
"Şunu gördüm" dedi oğul:"Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor."
Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve
çocuk ekledi:
"Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğiniz için, teşekkür ederim babacığım !"


Nikolay Lev TOLSTOY

1 juillet

// ahmed arif,in cukurova şiiri//

Çukurovam,
Kundağımız, kefen bezimiz
Kanı esmer, yüzü ak.
Sıcağında sabır taşları çatlar,
Çatlamaz ırgadın yüreği.
Dilerse buluttan ak,
Köpükten yumuşak verir pamuğu.
Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
En çok Çukurovalılar mahpustur,
Dostuna yarasını gösterir gibi,
Bir salkım söğüde su verir gibi,
Öyle içten
Öyle derin,
Türkü söylemek, küfretmek,
Çukurova yiğidine mahsustur...