Profil de kenanKÜLTÜR VS SANATPhotosBlogListesPlus Outils Aide

Blog


16 novembre

SEÇENEKLERİMİZ

>>>>>>>>>Michael herkesin imrendiği biriydi. Her zaman neşeliydi ve

>>>>>>>>çevresine hep olumlu seyler söylerdi.

>>>>>>>>Birisi ona nasıl olduğunu sorduğunda:

>>>>>>>>Daha iyi olamazdım diye yanıtlardı.

>>>>>>>>Doğal bir motivatördü. Eğer çalışanlardan birisi işyerinde kötü bir

>>>>>>>>gün geçirmişse, Michael Ona, durumun olumlu taraflarına bakmasını

>>>>>>>>söylerdi. Michaelin bu tarzı beni çok meraklandırdı, ve bir gün

>>>>>>>>Michaela gidip sordum;

>>>>>>>>Anlamıyorum! Her zaman nasıl bu kadar pozitif biri olabiliyorsunı

>>>>>>>>Bunu nasıl yapıyorsunı

>>>>>>>>Michael yanıtladı:

>>>>>>>>Her sabah kalktığımda kendime diyorum ki: Bugün iki seçeneğin var:

>>>>>>>>Ya iyi bir ruh halinde olabilirsin ya da kötü bir ruh halinde,

>>>>>>>>seçimini yap. Ben de iyi bir ruh halinde olmayı tercih ediyorum.

>>>>>>>>Kötü bir şey olduğunda, ya kendimi kurban olarak görebilirim ya da

>>>>>>>>bu durumdan bir şey öğrenebilirim. Ben de bir şey öğrenmeyi tercih

>>>>>>>>ediyorum. Ne zaman birisi bana derdini anlatsa, Onu

>>>>>>>>sadecedinleyebilir, ya da hayatın olumlu taraflarını gösterebilirim.

>>>>>>>>Ben de ikincisini tercih ediyorum.

>>>>>>>>Itiraz ettim:

>>>>>>>>Hayir bu kadar da basit değil.

>>>>>>>>Evet bu kadar basit,

>>>>>>>>Michael yanıtladı ve devam etti:

>>>>>>>>Yaşam seçeneklerden ibarettir. Gereksiz ayrıntıları bir kenara

>>>>>>>>bıraktığında her durumun bir seçenek olduğunu görürsün. Olaylara

>>>>>>>>nasıl tepki vereceğini sen seçersin.İnsanların senin ruh halini

>>>>>>>>nasıl etkileyeceğini kendin seçersin. Nasıl bir ruh hali içinde

>>>>>>>>olacağını kendin seçersin.Hayatını nasıl yaşayacağın da senin

>>>>>>>>seçimine bağlıdır.

>>>>>>>>Michaelin söyledikleri üzerinde uzun uzun

>>>>>>>>düşündüm. Bir süre sonra kendi işime başlamak için işyerinden

>>>>>>>>ayrıldım. Birbirimizle teması kaybettik, fakat hayat hakkında

>>>>>>>>birıseçim yapacağım sırada sık sık onu ve hayata bakiş şeklini

>>>>>>>>düşündüm. Bir kaç yıl sonra, Michaelin ciddi bir iş kazası

>>>>>>>>geçirdiğini duydum. 18 saatlik bir ameliyat ve yogun bakımdan sonra,

>>>>>>>>Michael sırtına yerlestirilmiş demir çubuklarla hastaneden taburcu

>>>>>>>>edilmisti. Kazadan 6 ay sonra Michaeli gördüm. Kendini nasıl

>>>>>>>>hissettiğini sorduğumda,

>>>>>>>>Daha iyi olamazdım,

>>>>>>>>yara izlerimi görmek ister miydinı

>>>>>>>>diye şakayla karışık yanıtladı. Teklifini reddettim, ama kaza

>>>>>>>>sırasında beyninden neler geçtiğini kendisine sordum. Michael

>>>>>>>>yanıtladı

>>>>>>>>İlk aklıma gelen şey yeni doğacak kızımın sağlığı oldu. Yerde

>>>>>>>>yatarken iki seçeneğim olduğunu düşündüm. Ya yaşayacaktım, ya da

>>>>>>>>ölecek. Ben yaşamayı tercih ettim.

>>>>>>>>Korkmadın mıı Bilincini kaybetmedin miı

>>>>>>>>diye sordum. Michael yanıtladı:

>>>>>>>>İlkyardım görevlileri bana sürekli düzelecegimi söylediler. Fakat

>>>>>>>>hastaneye getirildiğimde, doktorların hemşirelerin yüzlerindeki

>>>>>>>>ifadeyi görünce gerçekten korktum. Gözleri adeta benim öldüğümü

>>>>>>>>haykırıyordu. O anda bir şeyler yapmam gerektiğini anladım.

>>>>>>>>Ne yaptinı diye sordum.

>>>>>>>>Michael yanıtladı:

>>>>>>>>İri cüsseli bir bayan hemşire bana sürekli sorular soruyordu. Benim

>>>>>>>>herhangi bir şeye karşı alerjik olup olmadığımı sordu.

>>>>>>>>Evet, yerçekimine karşı alerjim var

>>>>>>>>diye bağırdım.Gülüsmeleri üzerine onlara dedim ki; ben yaşamayı

>>>>>>>>seçiyorum.

>>>>>>>>Beni ölü biri gibi değil canlı birisi gibi ameliyat edin!.

>>>>>>>>Michael hem doktorlarının yeteneği, hem de inanılmaz tavrı sayesinde

>>>>>>>>yaşamayı başardı. Her gün hayatı dolu dolu yasamak için seçme

>>>>>>>>hakkımız olduğunu ondan ögrendim. Yaşama olan tavır ve bakış açımız

>>>>>>>>her şeydir.

>>>>>>>>Bu nedenle yarın için üzülmeyin, bırakın yarın kendisi için üzülsün.

>>>>>>>>Her geçen günün kendine yetecek kadar derdi vardır. Kaldı ki, bugün,

>>>>>>>>dün kaygılandığınız yarındır.

>>>>>>>> 

>>>>>>>>Şimdi iki seçeneginiz var:

>>>>>>>> 

>>>>>>>>1. Bu mesajı silmek, ya da,

>>>>>>>> 

>>>>>>>>2. Bu mesajı umursadığınız insanlara yollamak..


Kadınlar bekleşiyor bu akşam

Kadınlar bekleşiyor bu akşam


Kadınlar bekleşiyor bu akşam maden ocağının başında,
dehşetten kalpleri ha durdu ha duracak,
kirli gökyüzünde hortlaklar gibi bakan çarklara dikmişler
altında esir hayatı yaşanan
ölü sessizliğindeki çarklara,
kaderin sessiz çarklarına.
Fırtınadan kaçıp sığınmış koyunlar gibi toplanmışlar
küme küme
dururlar kımıldamadan,
dururlar sessiz soluksuz.
Ayaklar altındaki kuyularda az önce,
kayalıklar arasındaki kömür damarlarında
yanan ve parlayan gaz birdenbire
ölüm şaçtı dört bir yana.
Gece, kapkara gece soğuk
Yağmur yağıyor sis içinde.
Atkıları, üstleri başları sırılsıklam
çukur sıska yanakları mosmor
kadınlar bekleşiyor.
Bir mucize kurtarır onları kurtarsa kurtarsa,
böyle geldiydi kadınlara haber.
Ama kadınlar dönmeyecekler yuvalarına
kadınlar ocaklarının başına dönmeyecekler.
Bekleyecekler şafak sökene dek,
başlayıncaya dek dönmeye çarklar yeniden,
getirilinceye dek sedyeler içinde buraya
sevdikleri, bağlandıkları erkekleri,
güçlü, yumuşak, güzel erkekleri
buraya getirilinceye dek bekleyecekler.
Saatinden tanıyacaklar kimini,
kimini bir düğmeden,
kimini bir sezgiyle sadece.
Ve üç gün sonra bütün bu ölüler
hep birlikte gömülecekler büyük bir çukura.
Sevgilerini ve üzüntülerini gönderecek kral hazretleri.
O milletvekili de orada olacak,
hani şu bilinen kişi,
son grevde, madencilerin karşısına asker çıkaralım diyen
görünecek çok kederliymiş gibi,
parlak kara şapkası ışıldayacak başında,
gidecek cenazenin arkasından ağır ağır
şık iskarpinli ayakları.
Ocağın sahibi de orada olacak,
o herif ki belki yüz kere
demişti, anam avradım olsun
madencilere at etti yedirmezsem.
Papaz efendi de orada olacak.
Çocukların nafakası ile fare besleyen papaz efendi,
dua edecek ağlamaklı ağlamaklı,
yüreklerini parça parça edecek sevdiklerini yitirenlerin,
basa basa sözcüklerin üzerine
palavralar sıkacak papaz efendi.
Sayıp dökecek tehlikelerini maden ocağının
ve madencilerin değerini sayıp dökecek ve yiğitliğini.
Ve bütün gazeteciler,
zehirlemek için kamuyu,
mürekkep harcamışlardı hani denizler dolusu,

“endüstrinin yıkıcılarına” veryansın etmişlerdi hani,
kim bilir şimdi ne acıklı öyküler döktürecekler.
Ve halk üzülecek:
“Ne acı” diyecek, “Ne acı”.
Unutulacak ama her şey haftasına varmadan
Ve milletvekili
Ve maden ocağı sahibi
Ve papaz efendi
Ve gazeteler
Ve beyni yıkanmış kamu,
devam edecekler zehirlerini, kinlerine depo etmeye,
gelecek ilk büyük madenci grevinde boşaltmak için.
Bu akşam kadınlar maden ocağının başında bekleşe dursun
tanrı bile görmüyor, tanrı bile,
ikiyüzlülüğünü ve utancını bu oyunun.

Joe Corrie